Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

VELEV Kİ SARKMIYORLAR

Öncelikle yeni yazım burada diyelim:

KOCAM BENİ DİNLEMİYOR!

http://www.anneboyutu.com/AuthorDetail.aspx?ArtId=5459

Aşağıda da geçen haftaki yazım var:

***

VELEV Kİ SARKMIYORLAR!

Türk kadını tatil yapmaya çalışıyor

Belli ülkelerin halkları hakkında çok oturmuş (sabit de diyebiliriz) fikirlerim var. Misal; Ruslar’ın ve Almanlar’ın gittiği yerlere tatile gitmem ama Almanya’ya gitmişliğim vardır özellikle Berlin’e bayıldım. Ancak Almanlar’dan “Çocuğunuz bisikletime dokunmasın” diyen yaşlı ve bezli Almanlar yüzünden hoşlanmadım. Bu arada sürekli içip, gürültü yapıp alenen işemeleri de beni Antalya ve civarında tatil fikrinden vazgeçirdi. Ruslar’ı ise ayrı bir klasmanda değerlendiriyorum. Ben hayatımda (kim ne derse desin) bu kadar kaba saba, rahatsız edici, gürültülü ve (üzgünüm) varoş bir millet görmedim. 80’li yıllardan kalma bikini modelleri, her bulduğu ağacın altına yatıp “seksi” resim çektirmeye çalışan kadınlar  – her yanımdan geçtiklerimde bir örnek (neyse o marka hepsi aynısını kullanıyor) –  ve çok rahatsız edici bir anti-perspirant kokusu… Sen kahve sipariş vermeye çalışırken bunlara asılıp hayatını kurtarmaya çalışan ve bu yüzden on kere kahve istemen gereken garsonlar…

İngilizler ise tam bir kabus. Bir ülkenin her insanı nasıl bu kadar “luzır” (kaybeden) olabilir Yarabbim. İstersen 10 yıldız daya, hatta beşi “mişelin” olsun adam o tesiste yine pub’da maç izliyor gibi içiyor ve gürültü yapıp kavga çıkarıyor.

Güzel yurdum, döviz, tanıtım falan ama ne yazık ki ülkemizde yabancıların olmadığı büyük tesis bulmak neredeyse imkansız. Haliyle ben de kötünün iyisi Fransızlara tahammül göstermeye çalışıyorum. Aksi, nobran ve manasız ciddiler ama bikini altıyla gezen adamları saymazsak belli bir kaliteyi muhafaza ediyorlar.

Şu an bol Fransız az İngiliz bir yerdeyiz. Erken rezervasyon yaptırdığımız için (olayların böyle gelişeceğini bilememiştik) manasız bir şekilde toplanıp buraya geldik. Ve ben tespit yapmaya başladım yine…

Yabancı kadınlar anlayamadığım bir şekilde basensizler. Bu basenler nasıl genişlemez kardeşim, bu karınlar nasıl tekrar hiç doğurmamış gibi geri toplanır? Hatunlar çift çocukla taş! Sahildeyiz, az bir grup Türk etrafa yayılmış durumdayız. Türkler belli çünkü şemsiye altında bir kocasını bir çocuğunu yağlayan, havlulardan kum silkeleyen, paso kova kürek toplayan, elinde bir terekli şapka oradan oraya koşan, yorgun kadınlar Türk. Hastasıyım Türk kadınlarının, hayranıyım, kalbimden sevgi fışkırıyor Türk kadınlarına baktığımda.

Türk kadını tüm vazifelerini bitirip tam oturuyor şezlonga çocuk geliyor “anneeaa acıktım” kadın yine ayakta, tam oturuyor “anneeaa çişim geldi” kadın yine ayakta. Adam paso gazete okuyup arada kumdan kale yapıyor ama bu esnada kadın yediriyor, taşıyor, giydiriyor, yağlıyor, topluyor, boşaltıyo… Yağlanmak istemeyen çocukla hafta sonu ekini bulamayan adam arasında Türk kadını tatil yapmaya çalışıyor.

Bu esnada basensizler memeler fora! Çocuklar bir şekilde organize olmuş, adamlar kadınlara şarap taşıyor, kadınlar memeleri açmış güneşleniyor. Fonda en seksisinden bir müzik… Birkaç kadın ayakta dans ediyor, memeler sallanıyor. Adamlar hayran hayran kadınları seyredip gülümsüyor. Benimkiler ise (Türk kadınlardan bahsediyorum) yukarda meyve servisi başlamış, çocuğuna karpuz, kayısı, kavun almaya gidecek, pareosunu arıyor. Özgüven yerlerde çünkü hemen yanında çift çocuklu basensizin memeleri neredeyse burnuna değecek… Çok içerliyorum bu duruma. Çok ama öyle böyle değil…

Seksi olmak memeyle değil tavırla ilgili bir şey. Ve ben Türk kadınının üzerine seksi kadın tanımıyorum.

Madem öyle deyip kadınları harekete geçirmeye karar veriyorum… Ve planımı yapıyorum…

Ertesi gün plajda Türk bir ailenin yanına yerleşiyoruz. Özellikle fazla şezlong tutuyorum, Türkleri etrafıma toplamakta kararlıyım. Yapıyorum da! Ekibimde 1 yaşında bir oğlan annesi, 2 kız çocuklu bir anne, bir de Atahan’la yaşıt bir oğlan annesi var. Aramızda sohbet edip çocuklarla ilgileniyoruz. Kocalar gazete okuyup arada gülümsüyor falan… Etrafta yine memeler fora… Ekibin en genç üyesi “İçecek bir şeyler alsak” diyor ayaklanarak. Tam üzerine bir şeyler giyecek, “Dur” diyorum, “Gel böyle gidelim”. Diğerlerini de alıp bara gidiyoruz. Kadınlardan biri ayran derdinde çocuklar için ama engel oluyorum. “Ayran almaya babaları yollarız biz alkollü bir şeyler alalım bence kendimize”. Yasak kıran küçük çocuklar gibi eğleniyoruz bu fikirle. Ellerimizde şaraplar biralar sahile dönüyoruz, fonda Ajda var niyeyse, keyfimiz yerinde…

Memeler dikkat çekmekte kararlı, plaj voleybolu oynamaya karar veriyorlar. O vaziyette! Grupta bir kopma sezinliyorum. Bir tanesi “Bunlar emzirmiyor mu?” diye soruyor. “Nasıl olabiliyor böyle bozulmadan?” Diğeri “Kalçaları da genişlemiyor” diyor.

Sessizlik… Hafif bir kendinden hoşnutsuzluk, omuzlar düşüyor tekrar. Akıl alır şey değil…

“Velev ki hem emziriyorlar hem de sarkmıyorlar, eee? Nedir yani? Hem doğuruyorlar hem basenleri genişlemiyor? Peki! Kime ne? Bize ne? Çekici bir kadın olmak ne zamandır ölçülerle alakalı? Bu iş tamamen tavırla ilgili. Önce biz kendimizi beğenicez!” deyip, en iyi bildiğim şeyi yapıyorum, kadınlarla manyak gibi dalga geçmeye başlıyorum. Özellikle -sanki çaktırmamaya çalışıyormuşum gibi yaparak- kafamla onları işaret ediyorum. Hep birlikte katılarak gülüyoruz ki tanıyanlar bilir ben zaten sesli gülerim, kadınların bütün dikkati bize çevriliyor. Dedikodularını yaptığımızı hatta dalga geçtiğimizi anlıyorlar. Hem memeleri güzel hem zekiler demek!

Durumdan rahatsız olan birkaç tanesi bikinisinin üzerini giyiyor, istersen haşema giy arkadaşım artık çok geç.

Tatilin sonrasında ve şu anda hem görsel hem duruşsal bir değişiklik yaşanmaya başladı. İlk gün fıstık gibi dolanan yabancı kadınlar ve domestik Türk kadınları durumu vardı. Şu anda ise havuz kenarında (bikinileri üzerinde) salak salak klüp dansı yapan turist kadınlar ve ayaklarında rengarenk ojeleriyle şezlonglarına uzanmış ve bacak bacak üzerine atıp dansöz izler gibi yüzünde alaycı bir gülümsemeyle bunları seyredip eğlenen havalı Türk kadınları…

Onların kalçaları dar olabilir ama biz kesinlikle çok daha karizmatik görünüyoruz. Ve çocuklarımızı yağlıyoruz yine ama bu sefer biz de meyve yiyip kahkahalar atıyoruz sadece yedirmeye çalışmıyoruz.

Çekici bir kadın olmak ölçülerle değil tavırla, duruşla ilgili bir şey bunu aklınızda tutun. Ne soyunarak ne de “bir beş kilo daha vererek” değil. Çekicilik eşinize bir göz kırpmakla, yürürken dik durmakla ve en önemlisi kendine güvenmekle ilgili. Nasıl görünürseniz görünün, ne gibi bir sıkıntınız, rahatsızlığınız hatta engeliniz olursa olsun; gülerken dişlerinizi saklamayın, konuşurken insanların gözünün içine bakın ve yürürken tüm oralar sizin malınızmış gibi yürüyün.

Ben bizim kadınımızdan daha güzel kadın tanımıyorum.

Sarhan: Ya bir rahat dursana! Bir gittiğimiz yerde de bir abukluk projelendirmesen, bir tuhaflık yapmasan.

Ben: Niye?

Sarhan: Adamlar karılarını arıyor, kadınlar havuzun oradaki bara gitmiş keyif yapıyor.

Ben: Ve? Milletin “bara gideninin” ardından bakıyolardı ebleh ebleh! Şimdi o bardaki kadınlar onlara ait! N’oldu? İşlerine mi gelmedi bu model? Başkasınınki yapsın ben seyrediyim eriyim ama benimki kumda elinde terekli şapka bir aşağı bir yukarı koşsun, beni yağlasın, karpuz taşısın? Bu mu?

Sarhan: Ya ne alakası var şimdi? Ne karışıyosun milletin düzenine? Sana ne?

Ben: Olmaz Sarhan! Atatürk bana ne dese, burası İzmir miydi Efesus mu? Bana onu söyle!

Sarhan: SYMRNA

Ben: Kim?

Sarhan: İzmir’in eski adı Symrna.

Ben: Sence Atatürk için fark eder miydi?

Sarhan: …..

Kendine güvenen bir kadından daha cazibeli bir ne var? Kendinizi sevin.

Ben sizi seviyorum.

2 Comments

  1. avatar

    yeni yerimiz hayırlı olsun artık anne boyutundan da seni okuaybiliyoruz ne guzel:))

  2. avatar

    Mehtapcım ben hamile kalmadan da kaldiktan sonra da hep bikiniliyimdir..hic mayo giyeyim derdim olmadi..ve butun tatil boyunca da bikinim ile hop oraya hop buraya gezdim durdum otelde:)))) bence bu kilolar ile yada sarkmalarla degil insanin kendine olan guveninle alakali bir durum seker :))) cok optum seni..