Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

KIZ ANNESİ vs ERKEK ANNESİ (ne bitmez meseleymiş)

Gel bi konuşalım sevgili okur. Kafandaki tüm önyargıları, önceden kazanılmış refleksleri bir kenara koy ve beni bir insan olarak anlamaya çalış.

 

Hazır mısın?

 

Bizden önceki jenerasyonda -ve daha öncesinde elbette-  kız çocuk sahibi olmak çok makbul bir şey değilmiş gibi olmuş hep. Kız evlat sahibi olanların birbirlerini “işte yaşlılığımızda bize bakar” veya “kız evlat ölene kadar” falan diye teselli ettiği, özellikle kocanın akrabaları tarafından da “oğlan doğuramadın” falan diye ötelendiği bir sistem varmış. Bu sadece bizim kültürümüzde olan bir şey değil tabi. Başka kültürlerde de kız bebeği doğar doğmaz gömme, soy isim vermeme gibi çok manyakça, yanlış, çok saçma, insanlık dışı “gelenekler”, kafalar olmuş. Bugün hala daha ufak yerlerde ya da geri kalmış kültürlerde bu gibi sıkıntılar yaşanıyorsa da konumuz biziz. BİZ. Şehirde yaşayan, okumuş, hayatı sırtlamış, gelişmiş, kendi kadınlığıyla barışık anneler… BİZ!

 

Bizim aramızda bu tip mevzuların mevzu bile olmaması gerekir değil mi? Bizim kafamızda, kültürümüzde, aklımızda, sosyal statümüzde “aaa oğlan doğuramamış mı?” gibi bir şey olamaz diye düşünüyorum ben. Benim dünyamda yok bu. Şu var, birbirine çok benzeyen bir takım özellikleri yüzünden erkek çocukları daha sempatik bulduğum doğrudur. Kendi oğlum olmasından dolayı ve oğlumun arkadaşlarını da tanıdığımdan, onların dünyasını daha yakından gözlemle fırsatı da bulabildiğim için erkek çocukları bana çok sevimli, sempatik ve yakın geliyor. Arabada bir yere giderken arkada oturup “çantanı nerden aldın, eteğini nerden aldın?” yerine hayatta duyabileceğiniz en abuk, soğuk esprileri yapıp nıhahahahaa diye kahkahalarla gülen çocuk tipi bana daha yakın. Çok samimiyim konu bundan ibaret, eşimin ailesinin soyadının nereye kadar devam edip etmediği beni zerre kadar ilgilendiren bir husus değil, bana ne. Öte yandan kayınvalidem hayatta rastlayabileceğiniz en feminist kadınlardan biri olduğundan asla kocamın ailesinin benimle bu tonda bir iletişimi olmadı.

 

Ancak annemin babannemle ile yaşadıklarını da biliyorum, o da ayrı mesele.

 

Zaten bu bilmekten yola çıkarak bu konularda hep özenli olmuşumdur. Benim doğumumla hayal kırıklığı yaşayan bir babanne (tel tesellileri benim “renk” olarak o tarafa benzemem olmuş), annemin sıkıntıları falan derken ben bu konularda yanlış yapmamaya çok dikkat etmişimdir.

 

Ve sıklıkla aynı nezaketi görememişimdir.

 

Çünkü ben ne kadar özen gösterirsem göstereyim, karşımdaki kişinin benimle hiç ilgisi olmayan, kendi dünyasında yaşadığı “aşağılık kompleksi” yüzünden fatura bana ve benim gibi diğer erkek annelerine kesilmiştir.

 

Düşünsene sevgili okur. Medeni bir şekilde bir yerdesiniz, oturuyorsunuz bir masada, yemek yeniyor, akraba ortamı… Karşında bir başka kadın sana diyor ki

 

-İnsan oğlunu daha kolay evlendirir gibi geliyor bana, kızını zor evlendirir

– A? Yok canım

-Ay valla öyle, insan oğlunu kolay verir de kızını zor verir

-Evladın kızı erkeği olmaz, hepsi büyük emeklerle büyüyor, annelik evladın cinsiyetine göre değişmiyor. İnsan kızını da oğlunu da evlendirirken duygulanır, evlat ayrılmaz.

-Ay yok kız daha zor!

-Kızın mı var senin?

-Ay evet

-“Ay” ondan öyle geliyor sana!

 

Bu konuşma gerçek. Bu yaşandı. Akraba ortamı ve özel bir akşam olduğundan çok tepelemedim. ÇOK TEPELEMEDİM çünkü Atahan masadaydı, yanımda oturuyordu bu saçma konuşmayı dinliyordu ve ben gereğinden fazla anlam yüklemesini istemediğim için konuyu geçiştirdim. Karşımdaki “anne” ise bu saçma konuşmayı benim oğlumun yanında yapmakta bir sakınca görmeyecek kadar cahildi işte ve arada kan bağı olmadığından bu kadının eğitimini üstlenmeyi reddedip gecenin geri kalanında kendisini yok kabul ettim.

 

Oğlum beni çok iyi tanır. Benim zekaya ne kadar önem verdiğimi ve salaklığı asla kabul etmediğimi çok iyi bilir. Sadece oğlumun duyabileceği şekilde “her ortamın en salağı önce gelip beni bulur” dedim. Oğlum güldü. Bu şu demek “bu kadını ciddiye almaya, sözlerine değer vermeye gerek yok”. Çünkü oğlum benim salaklık ve salaklar konusundaki tavrımı bilir.

 

Şu refleksi tanıyalım;

-ay yerim o tokaları o süsleri

-ay şirinlik, şirine, cimcime

-ay elbisesi de çok yakışmış, ay çantası da şahane olmuş

-ay prenses, ay çitlembik

 

Ama diğer taraftan oğlunuzun yanında her türlü eblehlik, alıklık yapılabilirliği olan, gayet doğal bir şey öyle mi? Hayır değil!

 

Bir de şunu anlayalım. Kız çocukları –evet- daha işveli, cilveli, oyuncu oluyorlar. Ağızları daha çok laf yapıyor, daha pozcu oluyorlar. Bir takım numaralarla, şirinliklerle, tiyatrolarla kendilerini sevdiriyorlar. Bir kere kadın erkekten uyanık ve zillidir bu her yaşta aynen böyledir, değişmez. Erkek çocuklarının ise gidip sırnaşayım, bilezikler takıp kendi etrafımda dönerek danslar yapayım, süslenip şarkılar söyleyeyim gibi bir durumu yoktur. Daha uzak, soğuk ve mesafeli dururlar. Dolayısıyla onları “ay bili bili” diye coşturmak istenmeyebilir ve bu da gayet anlaşılır bir şeydir.

 

Zaten hiçbir erkek annesi oğlunun “ay ne şekeeerr” diye kucaktan kucağa dolaştırılmasını istemeyecektir bana inanın. Allah dağına göre kar verir.

 

Benim diyeceğim şu; zamanında öğrenilmiş/yaşanmış/duyulmuş bazı sosyal refleksler bugün bu noktada durmayan insanlara terbiyesizlik yapılmasına sebep olmamalı. Sen kendi iç dünyanda bir üzüntü yaşıyorsan ya da kocanın ailesinin sana bir yanlışı varsa bunun sorumlusu oğlu olmuş başka bir kadın değil. Bu nokta zaman zaman gözden kaçıyor ama kaçmaması gerekir.

 

Evladın kızı erkeği olmaz. Evlat evlattır. Her anne çocuğunu sever. Çocukları arasına ayırım yapmaz, yapmaması gerekir.

 

Yaşadığınız hayatın içinde bir mesele varsa bunu o meseleyi yaratan kimse onunla, bir mesele olmadığı halde böyle bir hırçınlık içindeyseniz de bunu bir psikologla falan halletmeye çalışmanızı öneriyorum.

 

Bu anlamsız agresiflikleriniz ters tepiyor, siz böyle davrandıkça insan kızları antipatik bulmaya başlıyor, sizin davranışlarınızdaki aksilik (ne yazık ki) çocuğa olan hissiyatı etkiliyor.

 

Bak son derece açık konuştum seninle sevgili okur. İnan bana başka yazar “linç” falan edilmemek için bu kadar net anlatmaz sana durumu, bunu düşünür ama söylemez. Benim çok umurumda olmadığı için öyle şeyler ben gayet net sana anlattım, umarım kendine bir çeki düzen verirsin. Ayıp ediyorsun böyle davranıyorsan umarım bunu anlarsın.

 

Bu vesileyle şunu da belirteyim, bu model bana bir daha denk gelirse, her zaman bu kadar sakin olamayabilirim.

 

Herkese alıklamadan, salaklamadan ve terbiyesizleşmeden yaşayacağı “sosyal ortamlar” dilerim.

 

 

Comments are closed.