Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

İNAT ADAMLA EVLİ OLMAK!

Tükürürüm!

Çiftlere baktığımızda genellikle birbirine benzemeyen iki insan görürüz değil mi? Mesela oğlan çok uzundur kız kısa veya adam çok çirkindir kadın güzel, kadın huysuzdur adam pamuk gibi…

 

Sarhan’la beni tanıyanlar genelde Sarhan’a sabır dilerler tanımayanlar da Sarhan’ın aslında “olmadığını” çünkü benim kadar huysuz ve lanet bir kadını “alacak adam” olamayacağını düşünürler. Oysa bazen durum hiç göründüğü gibi değildir….

 

Bir adam düşünün Nuh dedi mi kesseniz Peygamber demesi mümkün değil ve durumu tamamen genetik. Babası da böyle, kayınpederim çok tatlı insandır çok da severim ama feci inattır ve Sarhan her geçen gün daha çok babasına benzemekte. Ona sorsan böyle bir durum yok ama ne yazık ki böyle…

 

Komşumun bir kedisi var, kedi bildiğin sağır! Önüne dolanmamışsın hayvan senin farkında olmuyor. Sesleniyorsun dönmüyor, ıslık çalıyorsun tepki vermiyor. Ama seni görebileceği şekilde durup çağırırsan geliyor. Geçen kayınpeder biz de, kedi de bizde;

 

Ben: Yok baba hiç “pıspıspıs” yapma duymuyor gelmez

Kayınpeder: Niye?

Ben: Sağır çünkü

Kayınpeder: Hayır! Kör!

Ben: ….

 

Oğlu da aynı kafa ama kimse bana inanmıyor. Mesela ben hep alçak yere yakın araba kullandım. Bu tiplerin sedanın- hatchback’ini, otomatiğini-düzünü hepsini denedim ama asla yerden belli bir santimden fazla yükselemedim. Niye?

 

Ben: Bu sefer biraz yüksek bir araba alalım bana n’olur? Çok kocaman değil, park derdi yaratmasın ama yerden yüksek olsun biraz.

Sarhan: Yüksek araçlar dengesiz oluyor!

 

Ve tartışma burada bitiyor. Daha bu adamı kes arabayı takozla bile yükseltemezsin, bitti…

 

Ben: En azından arka camlara film taktıralım n’olur, bak içerden gölgelik koyuyoruz çocuk yanmasın diye ama onlar yere düşüyor leş oluyor zamanla

Sarhan: Yasak o. Muayeneye götürdüğünde kocaman “filmli araç muayeneden geçemez yazıyor.

Ben: Bu kadar araba nasıl film taktırıyor? Trafikte nasıl bu kadar filmli araç var madem yasak?

Sarhan: Muayeneden geçmiyor!

 

Ve tartışma burada sonlanıyor. Hiçbir zaman ne onun ne benim hiç bir arabamıza portatifler hariç güneşlik konamadı.

 

Mesela salonun kapısını söktürdüm. Salonda niye kapı olsun öyle değil mi? Kapının çıktığı yere de aplik taktırmak istiyorum.

 

Sarhan: Zor iş o. Matkapla delip içerden elektrik geçecek.

Ben: Ama çok istiyorum?

Sarhan: Zor iş!

 

Banyo dolaplarının kenarına geçecek metal bir bant var. Ben bunca işimin gücümün arasında bütün evi kaldırıp indiriyorum o bantları Sarhan takacak ya 3,5 aydır salonun ortasında duruyor.

 

Ben: Ya taksana şunları

Sarhan: Takıcam biraz sonra

 

3,5 ay… Ama her söylediğimde “biraz sonra”… Asla ben dediğim de değil.

 

Ben: Kalkalım mı?

Sarhan: 5 dakika daha otur kalkarız!

 

Ben dediğimde değil, o dediği zaman. 5 dakika sonrasına bile razı yeter ki o dediğinde…

 

Bir de arkadaşlar okurlar bu adama sabır diliyor. Yahu insaf! Bir ev düşünün bütün faturalar kadının adına tapular adamın üzerine. Kime sabır versin Allah?

 

Ben: Benim arabam bile senin üstüne! Benim hiç bir şeyim yok. Ulan yarın bigün bana kızıp kapıya koysan var ya hiçbir b*kum yok!

Sarhan: Evlilikten sonra edinilen mallar ortak, rahat ol!

Ben: Oldu! Adamlar malları analarının babalarının üzerine kaçırıyorlar parti parti boşanmayı kafaya koydular mı? Sonra boşanırken aaaa her şey annesinin kardeşinin üstüne! Evin telefon faturası benim adıma geliyor ama her şey senin üstünde nasıl iş bu ya?

Sarhan: Telefona başvururken -bundan 16 yıl önce hayatım-  nüfus cüzdanı gerekiyordu ve senin yanında nüfus cüzdanı vardı. Bunun dışında hangi tapu işlemine çağırdığım halde geldin? Hep işin var hep yoğunsun!

Ben: Sarhan hangi bankada hesabımız var ya da var mı? Ondan bile haberim yok.

Sarhan: Sor söyliyim

 

Bu arada (hani çok acayip bir benzetme olacak ama teşbihte kusur olmaz) pavyonlarda çalışan kadınları borçlandırırlar ya gidemesin diye… Kadın paso borca çalışır…

 

Sarhan: Bu bireysel emeklilik olayı süper! Bak sen şu kadar ödeyeceksin üzerine devlet bu kadar ekliyor

Ben: ….

Sarhan: Bunu otomatik ödemeye bağlıycaz şimdi, her ay şu kadar kesilecek hesabından

 

Her yaz aynı konuşma geçer aramızda… Yıllardır, her yaz;

 

Ben: Fethiye’ye gidelim bu sene? N’olur bak denizi çok güzelmiş.

Sarhan: Bir deniz için onca yol gidilmez, hem sen sıkılırsın orda!

Ben: Sıkılmam ya, valla sıkılmam, nolur?

Sarhan: Sıkılırsın!

 

Her şeyden vazgeçtim. Hepsinden…  Valla gözüm yok…

 

Ama Ford bir araba çıkartmış, yerden yüksek, çok beğendim… Devrilse de istiyorum onu!

 

Ve bir daha biri “Ayyy Allah Sarhan’a sabır versin” derse fena tükürücem!

 

Uyarıyorum…

 

Comments are closed.