Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

İLAÇLI BAŞARI? (YANLIŞ BİR TANEDİR)

İstanbul’da iki insanın birbirine zaman ayırabilmesi bir mesele biliyorsunuz. Mesafeler çok uzun ve trafik çok feci ve herkes çok yoğun… Biz de bir süredir görüşemediğim bir arkadaşımla benim yeni kitabım bahanesiyle bir araya geldik geçen hafta. Bana anlattıklarıyla ilgili –kendisinin izniyle elbette- bir yazı yazmak istedim size, çünkü konu önemli.

Arkadaşımın kızı Türkiye’nin prestijli okullarından birinde okuyor. Bu okula sınavla giriliyor. Şimdi diyeceksiniz ki artık tüm okullara “sınavla” giriliyor, hepsinde puana bakılıyor. Evet… Hı hı… Buna gerçekten sınavla giriliyor, öyle diyeyim kibarca. Arkadaşım çocuğunun şu an çok perişan durumda olduğundan, derslerinin çok kötü olduğundan, tiklerinin başladığından, psikolojik yardım aldığından bahsetti. Kızının zaman zaman ölmek istediğini söylediğini, sürekli mutsuz olduğunu, okulda disiplin problemi yaşadığını, sınıfta kalmak üzere olduğunu…

 

Ben bir insan bana bir problem anlattığında sadece dinleyerek dinleyemiyorum. Yani dinlerken bir yandan da aklımın içinde çözüm bulmaya çalışıyorum. Benim tüm reflekslerim bir problem varsa o problemi çözmek üzerine olduğu için kafamdan şöyle şeyler geçiyor tabii;

-Okul çok zor derslerden bunaldı?

-Ergenlik?

-Karşılıksız aşk?

-Kötü arkadaş çevresi?

-Okulda yaşıtlarından dışlanma-kötü muamele?

 

Arkadaşım anlattıkça ben olasılıkları göz önüne alarak nasıl çözebileceğimizi projelendirmeye çalışırken dedi ki;

– Aslında her şey ilaçları bırakınca başladı…

-??? Hangi ilaçları?

– ….. Şöyle… Sınava hazırlanırken dikkatini toplayabilsin diye kullandığımız ilaçlar vardı… Dikkatini toplayamıyordu ve geleceği için iyi bir okulda okumak zorunda biliyosun… Biz de böyle bir destekle işte… Şimdi ilaçları kestik…

Özetle diyor ki; ilaçları kestik şimdi ilaçsız bir şekilde baş edemeyeceği bir okulda aklını kaçırmak üzere, çünkü dersler ağır, altından kalkamıyor, başarısız oldukça mutsuzlaşıyor, işin içinde kimyasal geri çekilme reaksiyonları da girdi…

 

Şimdi, ilk önce çok kızmak istedim. Gerçekten içimden bağırdım ama dışımdan dedim ki, ‘Neden yaptın bunu?’ O da dedi ki ‘tek çocuk, iyi bir okulda okusun, kendine iyi bir gelecek hazırlasın istedim, biz ölüp gittiğimizde kimseye muhtaç olmadan ayaklarının üstünde durabilsin istedim, iyi bir işi olsun kocasına muhtaç olmasın istedim’…

Ne diyeceksin bunları diyen anneye?

Tamam, iyi okullarda okumak hiçbir şeyin garantisi değil ama bir umut. İyi bir gelecek için bir şans.

Hırs yaptığı için değil, bütün iyi niyetiyle, çocuğu iyi bir gelecek hazırlayabilsin kendine diye çocuğa zarar vermek…

 

Bu annelerin sayısı hiç az değil biliyor musunuz?

Bu konuda benim diyeceklerim ancak şöyle olabilir, çocuklara öyle kolaylıkla ilaç vermek çok yanlış bir şey. Bunları doktorlar böyle çat çat yazıyorsa da yanlış, aileler kolaylıkla eczaneden alabiliyorsa da yanlış, komple yanlış.

Çocuğu ilaçlayıp bir okula tepmekle bitiyor mu bu iş? Nasıl bitecek bu okul? Sürekli ilaç mı alacak? Yan etkisi yok mu bunların?

İlacı bıraktığında ders çalışamıyorsa başarısız olacak ve bu okullarda sınıfta kalma var, atılma var, daha mı iyi çocuğun böyle bir şey yaşaması?

Bence Sağlık Bakanlığının bu konuya el atması lazım. Eğer bu ilaçlara ulaşmak kolaysa, reçetesiz alınabiliyorsa bunun yasak olması lazım. Bu ilaçlar reçeteli ise hekimlere de bir kontrol gelmesi lazım. Bakanlık e-reçete sayesinde her şeyi denetleyebiliyor, bir doktor yılda 3 bilemedin 4 çocuktan fazlasına bu tip ilaçları yazarsa müfettişlerin gidip bir ne oluyor demesi lazım. Böyle saçma şey mi olur?

Bu arada şunu da söylemek isterim (sanırım arkadaşım da okuyordur bu satırları) bu işi kendi “veli hırsı” yüzünden yapan aileleri anlamam mümkün değil ve tüm iyi niyetiyle yaptığını söyleyenlerin de doğruyu söylediğine inanmak istemekle birlikte…

Yanlış yanlıştır diyorum.

Yanlış olan yanlıştır…

Daha önce defalarca pek çok köşe yazımda yazdığım gibi, pek çok röportajımda söylediğim gibi sevgili okur;

Doğruyu bulmak her zaman çok kolay olmayabilir. İçinde bulunduğunuz koşullara göre, aile terbiyenize göre, geldiğiniz gelenek ve göreneğe göre, ihtiraslarınıza ve hayallerinize göre doğrularınız değişebilir ama yanlış hep çok bellidir. Yanlışı pat diye bulur insan… Dünyanın en doğru insanı olmak kolay değildir ama yanlış yapmamaya çalışmak biraz daha kolaydır. Ben hep en doğruyu yapmaya değil mümkün olduğunca az yanlış yapmaya çalıştım.

Yanlış olanı yapmamaya çalışalım.

Güzel günlerde görüşmek dileğiyle…

 

Comments are closed.