Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

HOBİ İNSANI

Öncelike yeni yazım : OTO SANAYİ BÖLGESİ için http://www.anneboyutu.com/Yazar-Detay.aspx?ArtId=6957

Ve geçen haftaki yazım;

HOBİ İNSANI

Züt iç,zoğan ye,zantim al!

Hani insan bazen kendi yapamadığı şeyi yapana sinir olur ya. Ve bencilce “ben yapamıyorum madem o da yapmasın” diye düşünür… Bu hafta sonu krizimin sebebi buydu. Evet, her hafta sonu başka bir kriz yaşıyorum ve neden böyle bilmiyorum. Ancak her hafta sonu takacak bir şey buluyorum ve bu sefer kalede kocam vardı…

Uzun zamandır işten güçten kendime zaman ayıramıyorum. Önceleri farkında değildim, yani koşturma arasında durup “kendim için ne yapıyorum?” diye sormuyor insan, ya da ben onlardan değilim… Ancak uzun ve yorucu bir temponun içindeyken, bazen ufacık bir şey sizi tetikliyor ve duruyorsunuz. İşte o an bir fıttırma oluyor ki çok fena…

Hafta içi hayat işten eve-evden işe. Hafta sonu ise önce oğlumun hobileri için servis çekiyorum resmen (basketiydi bilmemnesiydi) sonra eve dönüyoruz, oğlum ödevini yaparken kocamın hobi saati geliyor (bir süredir benim zamansızlıktan devam edemediğim Enshin karate dersleri). O dışarıdayken ben ya çalışıyorum ya makineye çamaşır atıyorum ve bulaşık makinesini boşaltıyorum falan… Sonra kocam hobisinden dönüyor ve birlikte bütün hafta doğru düzgün vakit geçiremediğimiz için oğlumuz her ne istiyorsa onu yapıyoruz. Ve ben tekrar çalışıyorum. Bunu fark ettiğimde Sarhan Enshin Karate dersindeydi ve ben ojesiz tırnaklarıma bakıyordum. “Oje sürmem lazım” dedim. Sonra fıttırdım…

Ben: Biliyo musun, sen dersteyken ben düşündüm de, ne MBA’in bitiyor, ne karaten, ne yüzmen! Bu sıpa da öyle, ne yüzmesi bitiyor ne basketi. Ben zaman bulamıyorum hiçbir şeye ama ben hariç herkes “çağdaş uğraşı insanı”. O zaman düşünüyorum. Sen beni evde bırakıp karate yapacak zaman yaratabiliyorsun madem, ben de yapabilirim bunu. Yani, kim tutar beni.

Sarhan: …

Ben: Sen eve geldikten sonra ben seni Atahan’la bırakıp çıkıcam ve bilmiyorum artık, en üçgen vücutlu ve yakışıklı hocayı bulup pilates yapıcam! Yoga ya da… ne haltsa artık…

Sarhan: Birincisi, YOK YA! İkincisi pilates yapan erkek hoca bulursan ben rahat olurum. Üster üçgen, ister eşkenar dörtgen olsun, kesin “gay”dir.

Ben: Allah Allah, niyeymiş? Üçgen vücutlu yakışıklı adamlar pilates yapamazlar mı?

Sarhan: Yaparlar, topla yapılmıyor muydu zaten pilates, ehehehi, hatta cuk oturur, o adamlar pilates yapsın zaten.

Ben: O halde ben kendime yakışıklı ve üçgen vücutlu bir yüzme hocası bulurum yüzerim ulan. Yüzerim ben.

Sarhan: 40 yaşında bir kadının yüzebilmek için hocaya ihtiyaç duymasından daha seksi bir şey olamaz zaten dimi Mehtap? “Bunca zamandır simitle yüzüyodum, parayı ancak bulduk, yüzme öğreneyim dedim” mi diyeceksin adama?

Ben: Belki normal yüzmiycem, monopalet şeyedicem, Allah Allah! Yok mu gözlükle yüzme, şnorkelle dalma falan? Bulurum bişi.

Sarhan: Aşağıdaki klüpte terlikle havuz kenarında yürüme kursu var, ona katıl, eheheh, hocaların hepsi prizmaymış ehehe.

Ben: Sadece senin anladığın, matematiksel, piksel bir dünyada geometrik bir espri komik olmalı Sarhan. Ben buradan bakıyorum ne komik ne de ironik. Bir mizah yazarının kocası bu kadar “silindirik” espriler yapmamalı sanki. Ama asıl mesele şu! Ben kendime zaman ayıracam, beni kimse tutamaz. Gidecem, Kıvanç Tatlıtuğ nerde çalışıyorsa bulucam, orda yürüyüş bandında yürüycem. Yapacam bunu sana inat.

Sarhan: Sen bu ara fazla Kıvanç Tatlıtuğ esprisi yapmaya başladın, kalbini kırıcam en sonunda.

Ben: Ne o kıskandın mı? Kıvanç oyunculuk dersi veriyomuş, ona katılırım belki.

Sarhan: Ha bak ona katıl. Çünkü bir kadın oyunculuk konusunda bu kadar yeteneksiz olsun ve habire web TV’de bişiler yapsın, olacak şey değil.

Ben: Ben oyunculuk mu yapıyorum orda Sarhan? Ben Cemre miyim Hürrem miyim? Haber sunuyoruz orda dimi?

Sarhan: Haklısın. Ha bu arada hafta içi vücut çalışmaya gidicem ben de. Madem sen öyle hoşlanıyosun ben senin için ekstra çalışma yapayım diyorum. Yalnız Bade İşçil de orda çalışıyo ama napıcaksın…

Ben: Ahahaha Bade İşçil napıyo orda? Kıllı terli adamlar kas yapıcaz diye halter kaldırıyo tosura tosura Bade İşçil de haltere spot mu yapıyo? Napıyo kız orda? Protein içeceği mi hazırlıyo? Adamlar  “abi, yaz sonuna kadar şişiririm dimi abi? Ben zaten çok balki olmak istemiyorum. Süt iç, soğan ye santim al diyolar abi doğru mu?” geyiği yapıyo ve o esnada Bade İşçil napıyo orda?

Sarhan: Sen ne biliyosun body’de ne konuşuluyo? “Süt iç soğan ye santim al” mı? Nasıl ya?

Ben: Aslında “züt iç, zoğan ye, zantim al” ehehe, ya işte oğlum, zamanında gözlem yapmak için gidip 1 saat durmuşluğum var. Yazı yazabilmek için hayatın içinde olmak lazım. Böyle bir cümleyi kafadan atamazsın, gidip beslenmen lazım. Ama ben tırnağıma oje süremiyorum bu ara!

Sarhan: “Züt”? Nereye gittin sen ya? Evli miydik biz o zaman? Sen nasıl hasta bir insansın ya? Ha? Zorla beni sinirlendirene kadar uğraşıyosun! Hasta mısın sen kızım!

Ben: Ehehe kıskandın mı? Ehehi.

Sarhan: Ya Mehtap! Yürü git içeri televizyon falan seyret, aç Comedy Max falan aç ordan beslen. Bir müddet görünme bana!

Ben: Oyş, kıskandın mı erkeem, yiğidim ehehehi… Sarhan şaka yapıyorum ya, yapma böyle aşkım yaa.

Sarhan: Yok yok! Baban demişti! Biz nişanlıydık, baban beni çekti kenara dedi ki; “Oğlum biz buna küçükken laf geçiremedik. Et yediremedik, süt içiremedik, o yüzden tam gelişemedi. Bu böyle ara ara saçma sapan konuşup gülebilir. Sen de ağzının üstüne bir tane vurmak isteyebilirsin. Ben peşin peşin uyarayım, sakın öyle bir şey yapıp beni kendine bulaştırma, eşyalarını koy bir torbaya, getir bizim kapının önüne bırak” dedi. Dedi adam bunu.

Ben: Yok yanlış anlamışsın sen! O demiştir ki, “Götür uzak bir yere bırak. Bunlar evin yolunu bulamaz o zaman. Başka bir yere bırak dön” demiştir bence.

Sarhan: Cins ya…

Ben: Ayrıca da ben Bade İşçil’den daha güzel olduğumu düşünüyorum.

Sarhan: O nasıl bir düşünce sistemi? Etraftan başka ses geliyor mu? İyi dinle biri “Koş Forıst koş!” diye bağırıyor olabilir mi?

Ben: …..

Sonuç olarak sevgili okur, Sarhan hobisine devam ediyor. Oğlum da devam ediyor. 14 sene sonra öğrendim ki babam bana ev hayvanı muamelesi yapmış. Kendime zaman ayırmak tek derdimdi ama şu ara değil pilates konuşmam yasak.

Ama kocamın değil Bade İşçil, Tom Hanks kadar iyi bir oyuncu olduğumu düşünmesi mutluluk verici…

Ortaya Not: Benim mizah dediğime bazısı “distörbing bihevyır” diyor, olabilir. Eminim Larry David de benzer eleştiriler almıştır. Ama ben Curb Your Enthusiasm’i, Everbody Loves Raymond’a tercih ederim. Yine de; geçen haftaki yazımı yayından kaldırmamın sebebi, birden fazla insanın incindiğini öğrenmem oldu. Ancak bilinsin isterim ki hiç kimse (patronlarım) bana “yazını kaldır” demedi. Üzerimde baskı kurmadı, tehdit (atarız, kovarız vb.) etmedi. Her iki patronum da böyle baskıcı, sansürcü, teknokrat insanlar değiller. Ayrıca benim yazılarımı çok ciddiye aldıklarını da sanmıyorum ama bu iyi bir şey mi üzerinde düşünmem lazım. Öte yandan bu hafta “Velev ki sarkmıyorlar” başlıklı yazımdan dolayı kınama aldım. Yazımın içinde geçen “yaşlı ve bezli Almanlar” tabiri “incitici ve rencide edici” bulunduğundan birkaç kişi ve kurum beni kınadı. Oysa “çok titizim herhalde yaşlılığımda b*kumla oynıycam” da yazmıştım ama ya kendimle (ve sadece kendimle) dalga geçtiğim müddetçe komik bulunuyorum ya da bu ara kendimi doğru ifade edemiyorum. Çünkü bir yerlerde birileri yaşlılık yüzünden idrarını tutamayan ve bez kullanan insanları parmağımla gösterip “sidikli sidikli” diye tempo tutarak gülen bir psikopat olduğumu düşünüyor. Bir de saçlarımı döküp zayıfladım mı Türk mizahının “Bald Asshole”u benim gibi…  Ancak şu aşamada bir endişem var, bu yazımdan dolayı Body yapan abiler “yenge sen kimle kafa yapıyon” diye bizim iş yerine dayanıp “al sana tosuruk” eylemi yaparlarsa…

Bununla yaşayabilir miyim emin değilim…

 

Comments are closed.