Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

HAFTADA 3 KEZ ?

Öncelikle yeni yazım  burada diyelim:

SENKRONİZE DEĞİLİM!

http://www.anneboyutu.com/Yazar-Detay.aspx?ArtId=6430

Ve geçen haftaki yazım:

HAFTADA 3 KEZ ?

“Doktorculuk” oynamıyorsak!

 

Erkeklerin kafasını karıştıran uzmanlara, yazarlara, ünlülere çok kızıyorum. Maksatları ne hiçbir fikrim yok. Daha fazla sorunlu ilişki ve çift yaratıp kendi iş kollarına talep arttırmak olabilir. Haksızlık yapıyor da olabilirim. Olsun! Kendini bilmez beyanatlarla ortalığı karıştıran ve ne idüğü belirsiz “oranlar” vermelerine sinirleniyorum. Özellikle gazete, dergi ve internet sitelerinde boy boy düzenli bilmemne, efektif fırt fırt tavsiyeleri yapmıyorlar mı… Yani bu saçmalıkları içlerinde tutsalar bulaşmıycam ama madem onlar beyanat veriyor bana da cevap hakkı doğdu.

“10 yıldır evliyiz ama hâlâ elimi tuttuğunda kalp atışlarım değişiyor!”

Yalancının? Elini tutmasından elbette mutlu olursun da kalp atışın niye değişsin be kadın 10 yıl sonra? Ya taşikardin var ya histeriksin sen! 10 yıl aynı adamın elini tuttuysan 10. yılda hâlâ bu dediğin olmaz. Araya “eller” girmediyse tabii…

“Kadınlar evlendikten sonra kendini bırakıyor, ondan erkeklerin gözü dışarı kayıyor!”

Yemin et! Sahtekarlığın bu kadarına pes! Adamlar da yalan olduğunu bile bile onaylıyor bunu. Hayır kardeşim, biz evlendikten sonra kendimizi bırakmıyoruz. Yalnız evlenmeden önce mini eteğimize, rujumuza, dekoltemize vurulan o adamlar, “nikahı bastıktan sonra” evrimde geri gidip, “Onu giyme, bu çok kısa, için görünüyor, bu ruj fazla iddialı değil mi sence?” diye huzurumuzu kaçırmaya başlıyorlar. Biz de tatsızlık çıkacağına etekleri uzatıp, yakaları kapamaya başlıyoruz önce. Derken makyaja da elimiz gitmemeye başlıyor, saça da. Erkekler iddialı ve seksi kadın beğeniyor evet ama karıları o kadın olmadığı sürece. Bu konuda daha geniş görüşlü olanlara da kendi aralarında “gav*t” diyorlar. Yalan mı?

“Haftada en az 3 kez sevişmek lazım!” (bir erkek tarafından dendiyse)

Haftada 3? Bu işi haftada 3’e bağladığın anda buna sevişmek demeyelim artık. Çünkü haftada 3 kere dedin mi -hele de uzun süren evliliklerde- kimse kimsenin “boynuna minik öpücükler dokundurarak” olaya girmez. O zaman sevişmek kelimesini orada kullanmıyoruz. Çünkü sevişmek dediğin uzun süren, meşakkatli bir çalışma. Haftada 3 kez dediğinin adı başka bir şey. Herkes kendine dürüst olsun! Ayrıca da bu iyiyse de kimin için iyi? Ben kadınların haftada 3 kez, gözünden uyku akarak, gecenin bir yarısı, çarşaf değiştirmekten ve yıkanmaktan hoşlandığını hiç sanmıyorum!

“Haftada en az 3 kez sevişmek lazım!” (bir kadın tarafından dendiyse)

Lami cimi yok kesin ayda 1 zor yapıyordur. Kendisi mutsuz, kocası mutsuz. Bu haftada 3 efsanesini mümkün olduğunca çok yaymak istiyor ki mutsuzluğuna ortak başka kadınlar da oluşsun. Başka adamlar da karılarına “Sen niye onun gibi değilsin, böyle soğuksun?” desin. Tamamen bencilce bir davranış. Kompleksli ve firijit bir yapıyı işaret ediyor. Eskilerin dediği gibi “Ne varsa dilinde var, olsa söylemez, yok ki anlatıyor”!

“Kadınlar yatak odası fantezilerinde erkekler kadar açık ve cesur değil!”

Emin misin? Gerçekten mi? Bir kere bunu diyen ve düşünenler teknik faul yiyor. Çünkü kadınlar duygusal zekası gelişmiş canlılardır ve hayal güçleri de gayet iyi çalışır. Arkadaşım, karın seninle “doktorculuk” oynamıyorsa “cesur olmadığı” için değil, canı istemediği için olabilir mi? Büyük ihtimalle kadın sana bakıp bakıp “Ulan bundan değil seksi tamirci, cacık bile olmaz” diyor. Spora başla, burun kıllarını kes, göbeği erit, biraz dar tişörtler giy. Bak o kadın ne fanteziler yapıyor şaşar kalırsın.

“Kadınlar romantik erkeklerden hoşlanır!”

Burada ciddi bir yanlış anlaşılma var. Romantik değil kibar! Kapıyı açan, yol veren, sandalyeyi tutan erkekten hoşlanırlar evet. Bu romantik demek değil. Uzun uzun ufka dalan, yerli yersiz şiir okuyan yazan, her bulduğu düzlüğe mum dikmeye uğraşanların ise “gay” olduğunu düşünmeye başlarlar. Kadınlar güçlü duran ve görünen erkekleri beğenirler. Mumu, kokulu tütsüyü biz alırız gerekirse siz rahat olun.

“Erkeklerde bir soyunma odası geyiği vardır. Kadınlardan ve seksten bahsederler. Kadınlar bu konuda daha içine kapalı”.

Acaba? Şaka gibi! Biz değil soyunma odası her an, her yerde ve tüm kadın arkadaşlarımızla seksten bahsederiz. Bu konuda –kendi aramızda-sizden çok daha rahatız. Ve size çok önemli bir sır vereyim mi? Size kızdığımız anda da, “çok havalı” sandığınız her hareketinizi başka bir şeye bağlayabiliriz. “Aman zaten öyle yaptığına göre kesin çok küçük olmalı!” Konuşmazmışız da içimize kapalıymışız da, peeeeh, siz öyle bilin daha iyi…

“Önemli olan boyu değil işlevi”

Neden birinden biri? Bu tamamen erkeklerin morali bozulmasın diye psikiyatristler tarafından falan uydurulmuş bir şey. Muhtemelen bunu ilk uyduran da erkekti. Valla külliyen yalan. Şimdi bu bir konsept olayı tamam mı? Ev alalım ama çatısı olmasa olur diyebiliyor muyuz? Manzara olsun, 7. katta oturalım, asansör olmasa da olur diye geçiyor mu hiç aklımızdan? Ya da araba alıcaz ama 3 vites. Olsun canım, 5. vitese kaç kez çıkıyoruz bu trafikte diyor muyuz? İşte üstteki cümle de kadınlar için bu kadar manasız ve saçma ama siz üzülmeyin diye ses etmiyoruz. İşin özü (artık bilin bunu) boyu da, eni de, işlevi de önemli. Ve birinden biri eksikse kendi aramızda konuşuyoruz. 

“Erkekler cinsel konularda kadınlardan daha özgüven sahibi!”

Bunu diyene bu yazıyı yollayın, 5 dakika sonra da mesaj atın ve şöyle yazın:

Hâlâ mı? Gerçekten mi?

Comments are closed.