Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

GÜNDEMDEN 4 KONU

Bu hafta yine kısa kısa bir sürü şeyden bahsedelim mi sevgili okur. Aklımda gezen konular var ama hiçbirini tam bir köşe yazısı yazacak kadar uzatmak istemiyorum bu sebeple bu hafta seninle değişik konularda hızlı bir sohbet yapalım.

 

İNTERNET YAVAŞLAMALARI

 

İnternet yavaşlatılmasına sen de benim kadar gıcık oluyor musun sevgili okur. Bak kişilik hakları falanları ayrı tartışalım , onlar başka, bu internet sağlayıcılar hızları 80’li yıllara düşürüyorlar ama biz yüksek hızlı internet için –o plana göre- çok ciddi bir para ödüyoruz. Ne olacak bu? İnternet sağlayıcı ayın yarısında benim internetimizi bana söz verdiğinin beşte birine indiriyor ama ay sonunda benden sanki vaad ettiği hizmeti sağlamış gibi parasını alıyor. Ne yapıcaz bunu biz? Göz göre göre kazıklanıyoruz. Bugün hamburger menü sipariş etsen, içinden patates çıkmasa arıza çıkarırsın burada ciddi bir tüketici hakları ihlali var ve elimizden bir şey gelmiyor mu? Mailleri açamıyoruz, whatsup sürekli kopuyor haberleşemiyoruz, anne boyutu gibi online yazı-haber sisteminde çalışan insanlar için sisteme haber yüklemek, yazı yüklemek bir mesele oluyor. Buna bir düzen getirilmesi lazım çünkü hakikaten iş değil bu yani. Benim belli bir kalitede hizmet için ödediğim bir para var ve ayın yarısında o hizmetin yarısını alabiliyorum. Böyle şey olmaz.

 

“BOHEM” YAZAR

Uzun zamandır bahsetmek istediğim bir konu aslında. Bu “bohem yazar” tribini hep yazmak istedim de bir türlü elim değmedi. Arkadaşlar o ne yav? Neden? Sapsarı dişler, kirli saçlar, iplik iplik olmuş bir kazak ve sigara kokusu yazdıklarınızı daha mı anlamlı yapıyor? Nedir derdiniz? Yazı yazmakla özbakım ne alaka? Elmayla armut değil mi? Biri olunca diğeri olmuyor mu? İmza günü oluyor, yazar geliyor ama halini bir görün, ayıp yahu. İnsanın kendisine –önce kendisine- sonra okuruna bir saygısı olmalı. Temiz pak giyinmek, derli toplu görünmek, güzel kokmak bizi daha az değerli yapmaz ama diğer türlü bildiğin pasaklı yapıyor. Bu benim çok rahatsız olduğum bir görüntü. Yazarlarda ve gazetecilerde “kendime bakarsam beni boş bir insan sanabilirler tribi var. Hepsinde olmasa da (bende yok mesela) çoğunda var çünkü o bakımsızlığı başka nasıl açıklarız bilemiyorum, mevzu bu olsa gerek. Arkadaşlar, yıkanmak, parfüm kullanmak, dişleri fırçalamak, fazla tüylerden kurtulmak ve temiz giyinmek sizin yazarlığınızı bozmaz. Lütfen ama lütfen temiz olun. Kadınsanız bir fön çektirin, bi allık sürün, erkekseniz ve sakallarınız sapsarı tütün lekesiyse lütfen kesin ve lütfen hepiniz iplik iplik olmuş sökülmüş kazaklarınızı atın (bahsettiğim şeylerin parayla ilgisi olmadığını anlayabildiğinizi umuyorum)! Lütfen kendinize özen gösterin çünkü gerçekten yakışmıyor, gerçekten ayıp.

 

YENİ YIL HEDİYELERİ

Bu yıl yeni yıl hediyesi olarak insanlara ne alsam diyorsanız size kısa bir liste yapayım.

1)      Elbette benim son kitabım YATIR bir numarada. Daha güzel bir yeni yıl hediyesi düşünemem bile

2)      Bir minik kutu içinde kırmızı oje+kırmızı ruj+kırmızı don

3)      Şu ara pek popüler olan vücut ve saç yağları

4)      Mini -televizyon karşısında yatarken örtünmelik- battaniyelerden

5)      Masaj seansı

6)      Tek kullanımlık sıcak çikolata ve sahlep paketlerinden bir demet

7)      Minik not defteri ve kalem

8)      Soğuklarda sıklıkla kullandığımız dudak nemlendiricileri

9)      Atkı+eldiven+bere

10)   Power bank (seyyar şarj)

 

YENİ HAYAT

Yeni yılla birlikte kendinize söz verdiğiniz ama bir türlü yapamadığınız şeyleri bu kez yapın. Mesela daha sağlıklı beslenin, daha fazla egzersiz yapın, sigarayı muhakkak bırakın, kalbinizi, dizlerinizi sizi yoran fazla kilolarınızdan kurtulmaya çalışın. Her yıl yaptırmanız gereken smear testlerinizi, meme kontrollerinizi unutmayın. Aile hekiminizle ve kadın doğumcunuzla irtibatınız daim olsun, unutmayın en büyük zenginliğimiz sağlığımız… Bunu size sadece gazeteci ve yazar olarak değil aynı zamanda dabıl meycır uzman kılinik vantrolog ve yüksek gardırop olarak salık veriyorum. Akıllı olun…

 

Akıllı olun…

 

Düşünün…

 

Mutlu bir hafta dilerim.

 

 

Comments are closed.