Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

GÜÇ KİMDE?

Seni gidi müsabık seni!

Rekabetçi bir insan olduğumdan bahsetmiş miydim bilmiyorum ama yakınlarımın bildiği bir şey var ki o da pis rekabet ederim.  Bu durumumla ilgili insanları yanıltan şey “her şeyle ve herkesle” rekabet ettiğimi sanıp kendi kendilerine havaya girmeleri. Asla öyle değil durum. Rekabet edebilmem için önce eşit güçlerde olmamız gerekiyor. Daha net bir örnekle anlatayım isterseniz…

 

Bir arkadaşımla birlikte sağlıklı yaşamak adına yüzme olayına girdik. Kapalı havuza gidiyoruz, yüzüyoruz, kazık kakacağız ya… Şimdi orada bizimle birlikte yüzen bir sürü insan oluyor ancak ben gözüme yüzme hocasını kestirdim. O 20 tur atıyorsa havuzda benin 25 yapmam lazım psikoloji bu…

 

Kız başladı yüzmeye, tabi benim aksime içki yok, sigara yok. Bir de benden –kafadan- 20 yaş düş. Kızın her hücresi gencim ve sporcuyum diye bağırıyor. Ben –insan bu kadar mı halinden habersiz olur- ona basmanın derdindeyim.

 

Olayın ne kızın şahsıyla ilgisi var ne gençliğimde milli yüzücüydüm. Tamamen refleks olarak kızla rekabet etmeye başladım. Kız yüzüyor ben yüzüyorum… Kızın yüzmesi bitti, sanki hiç yüzmemiş şöyle bir ıslanıp çıkmış gibi çıktı havuzdan. O durduğu için ben de durdum ancak onun aksine nefesi k*çımdan alıyorum desem yeri.  Arkadaşım da durumu fark etti;

 

Handan: İyi misin?

Ben: höynk höynk höynk iyiyim höynk

Handan: Derdin ne? Mehtap diyorum, dur diyorum, beni de duymuıyosun, kaptırdımn gidiyosun, morardın resmen

Ben:  Derdim ne bir bilsem zaten böyle kalp anevrizmaları yaşamıycaz durtduk yere

Handan: İyi de aşkım, kız yüzme hocası, milli yüzücü, zorun ne?

Ben: Sen milli yüzücü müsün? Ya da şurdaki teyzem –belli ki doktoru “yüz kireçlenmeye iyi gelir” demiş- yüzme hocası mı?

Handan: Yooo

Ben: E sizle yarışacak halim yok dimi?

Handan: Yok ben neden yarışıyoruz noktasında anlamlandıramadım olayı zaten

Ben: Hiçbir fikrim yok

Handan: Sen olmak çok zor be aşkım

 

Ben olmak çok zor… Kafa bir tuhaf, az rüzgarlı, gidip geliyor zaman zaman

 

Doktora gidiyorum mesela;

 

Ben: ben araştırdım ben de ya Çölyak var ya da Haşimoto

Doktor: …… ?? nerden araştırdınız?

Ben: İnternetten, belirtiler uyuyor. Ben de bu ikisinden biri var.

Doktor: Yaklaşık bin tane tahlil yapmadan biz koyamazken bu teşhisi siz sadece “google”layıp teşhis koydunuz demek.

Ben:  Ben tıbba çok güvenmiyorum

Doktor: ??? Peki? Neden buradasınız?

Ben: Teşhisimi okeyletmek için

 

Oğlum basketbol antrenmanlarını devam ettiriyor. Basketbol koçu daha önce profesyonel ligde oynamış. Gayet yetenekli, mütevazi de bir koç. Oğlumu antrenmana götürdüğümde kazara benle muhatap oldu eminim pişman şimdi.

 

Koç: Atahan’ın 2 yıldır hiç aksatmadan devam etmesi çok güzel bir şey

Ben: Biz ailecek meraklıyız basketbola, maçları falan da kaçırmayız

Koç: Güzel bir şey

Ben: Ben lisedeyken oynamıştım bir zamanlar

Koç: Aa gerçekten mi ne güzel.

Ben: Yani şimdi sahaya insem sizden iyi oynarım

Koç: …..

Ben: Cidden

 

Diyorum kafa gidip geliyor. Hayır işin acıklı tarafı koç dese ki “in ulan, in oyna benden iyi” muhtemelen kendimi öldürene kadar çabalarım, beni ambulansla alırlar oradan. Bir seferinde anneler gününde anneler arası maç yaptırdı da bize, nasıl kendimi yitirdiysem artık, maç bittiğinde fark ettim arkadaşlardan birinin kolu kırılmış (topa basıp düştüğü için) biri bileğini burkmuş, farkında değildim.

Ama benim takımım yendi, ben ciğerimde kalan son bir parça nefesle su içmeye çalışıyordum maç bittiğinde.

 

Kendi kendime gaza gelip Enshin Karate’ye başladığımda, bizim Japon hoca geldi Türkiye’ye seminer var, müsabakalar yapılıyor falan. Başka ülkelerden de gelmiş insanlar oldukça kalabalığız. Bir tane (kim bilir kaç yıldır bu işi yapan) Amerikalı bana tekme atacak ben de tekmeyi kesicem. Adam tekmeyi savurdu ben tekmeyi kestim evet ama parmak çıktı. Kendi hocamın yanına gittim. Hocam parmağım bi acayip dedim. Baktı, “çıkmış” dedi, sonra kırt diye çıkan parmağımı yerine oturttu, “oturttum” dedi….

 

Ben de ses yok ama gözlerim yuvalarından çıkacak, “aaa geçmiş olsun yahu, dinlenin” falan bekliyorum, “yerine dön semineri tamamlayacaksın” dedi ve ben yerime dönüp o vaziyette tekme bloklamaya devam ettim. Gıkım çıkmadı. Madem böyle, demek herkes yapabiliyor bunu, ben de yaparım dedim. Hatta alasını yaparım…

 

Özetle ben olmak zor evet. Çok eğlenceli ama zor.

 

Bu yazıyı neden yazdım? Çünkü, etrafta kendinden zayıf olana dalan, daha güçsüzle mücade eden, “bitirmeye çalışan” insanlar görüyorum ve buna bir anlam veremiyorum. Rekabet senden zayıf olanı ezmek değil benim için, aksine…

 

O kadar “müsabık”sın madem, güç neredeyse oraya dalıp orda yüzsene…

 

Yerse…

Comments are closed.