Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

Gılmanlar kime hizmet edecek?

“Genç oğlanların etrafımda dans etmesi benim de hakkım değil mi anne?”

Üç ayrı jenerasyon kadınının bir arada olması hep eğlenceli bulduğum bir durum oldu. Özellikle bu üç jenerasyon ananem, annem ve ben olunca çok garip bir durum ortaya çıkıyor.

Biz de şöyle bir doğumsal problem söz konusu; üçümüzde de “Tanrı Sendromu” var! Her şeyin en iyisini, en doğrusunu biz biliyoruz, başka kimseyi de beğenmiyoruz.

Benim hakkımda zaten az buçuk bir fikriniz var ama diğer ikisini anlamanız için şöyle söyleyeyim; kuyruğumu bacaklarımın arasına sıkıştırdığım gibi “iyk, iyk, iyk” kaçıyorum yanlarından. Ananem ve annem o derece fena. Yani yaşlılığım o derece çekilmez olacak gibi…

Ananem: Niye getirdiniz beni buraya?

Annem: Anne bak gezelim, dolaşalım, alışveriş yapalım. Sana bluz falan bakarız, sonra da şurda bir şeyler yeriz.

Ananem: Peki ama niye?

Ben: Pislik olsun diye anane ehehehei

Ananem: Ne diyo bu senin büyük kız yine Leyla?

Annem: Aptal aptal konuşuyo yine anne, bişi dediği yok!

Ananem: Leyla sen bunu doğurduğunda ağzına işemiş miydin? İşedin miydi böyle boş çene, çal çene olur derler.

Ben: Pekala, siz yiyin ben bir yıl kadar serumla beslenme kararı aldım. Daha ağzıma bir şey alabilmem mümkün değil.

Ananem: Ne diyo bu yine ki?

Ben: Anane, annemi duyuyorsun da beni nasıl duymuyorsun ya? O kulaklar bir tek annem, teyzem ve dayıma mı tanımlı?

Ananem: Kimi tanıyomuş bu Leyla? Doktor muymuş? Dizlerim çok ağrıyor yine, göstersek madem

Annem: İşemiştim anne evet, dün gibi net hatırlıyorum.

Ben: ….

Şimdi sevgili okur, İstanbul gibi yaşanmaz, trafik keşmekeşi bir şehirde… Bahçeşehir’den kalk, Tarabya’ya git. Annenle ananeni al, İstinye park’a götür. Derdin ne? Gezdiricen, dolaştırıcan, yemek yiyeceksiniz, ananeye etek-bluz falan bakacaksınız, annenizi de bu vesileyle memnun edeceksiniz.

Yani hayırlı evlat olmaya çalışıyorsunuz. Fakat, tüm iyi niyetiniz “kesinlikle ağzınıza işenmiş olduğu” gibi çarpık bir gerçekle yüzünüze tokat olup iniyor…

Hani diyorlar ya “Cennet de Cehennem de bu dünyada” diye… Doğru! Ve ben Cennet’de değilim kesinlikle!

Uzun zamandır kıllanıyordum zaten ama etrafımda bir Gılman’da yok! Demek ki cennette değilim.

Ben: Şurda otursak mı anane, yoruldun mu aşkım?

Ananem: Sen otur! Ben yorulmadım.

Ben: Peki gezelim mi biraz daha? Bak şu dükkana bakmak ister misin?

Ananem: Sabahtan beri dükkan dükkan gezdiriyorsunuz beni! Bir oturalım, ayaklarımız dinlensin, dizlerim ağrıyor zaten!

Annem: Haklısın anne, bu bizi gezdiricem diye getirdi buraya kendine ayakkabı bakıcam diye perişan etti ikimizi de…

Ben: Yahu daha şimdi oturalım demedim mi? Başka bir evrenden mi sesleniyorum ben size? Neden bana Paranormal bir durum yaşıyormuşuz gibi muamele yapıyorsunuz? Neden İstinye Park maceramız altında ateş yanan kazana dönüştü? Ben Cennet’e gitmek istiyorum. Tamam Allahım, yanlışlarım olmuştur mutlaka ama iyiliğimi gören üç beş kişi de illaki vardır. Çağırın onları, yüzleşelim.

Annem: Şükret haline, şükret! Şükretmeyi bil azcık!

Ben: Hayır! “Hizmetlerime verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi genç oğlanlar etrafımda dönüp dolaşmamış” şükür olayını bekletiyorum! Tur Suresi 24!

Annem: !!!!!

Ananem: !!!!!!!

Ben: ?

Annem: Kuran-ı mı okudun?

Ben: Hayır ama beni ilgilendiren ayetleri ezberledim. Yalnız bu Gılman’ların erkeklere şarap falan ikram etmekle görevlendirileceğine dair bir takım kuşkularım var. Yani bu “kabuğunda gizlenmiş inci gibi civanlar” olayında biz yaya kalıcaz diye kıllanıyorum! Ehihehehe

Annem: Anne bu işemekle olacak gibi değil, ben bunun ağzına “s***mış olmalıyım!

Ananem: Sen s***madıysan da ben yapmak üzereyim.

Ben: …..

Annem: Serseri manyak, her şeyle şaka yapılmaz! Çarpılacaksın!

Ben: Ya ne şakası! Ortada bir takım yakışıklı, genç, el değmemiş delikanlıların hizmet edeceği söylentisi var. Bu hizmet kime verilecek? Ben bu hizmetten faydalanacak mıyım? Genç oğlanların etrafımda dans etmesi benim de hakkım değil mi anne? Ehehehhi, yok bunlar da erkeklere sunulacaksa ben ayaklanma başlatırım. Yok, öyle hem Huri hem Gılman aynı tarafa ehehihe. Biz de insanız!

Ananem: Nerde ayaklanıyo bu ki?

Annem: Cennette anne… Cennette ayaklanma başlatacakmış Gılman’ları almak için…

Ananem: ………… Kızım o zamanki imkanlar şimdiki gibi değil idi. Sen doğurmuş idin ebe bunu alıp götürmüş idi. Biz senin yanında idik. Sonra ebe gelmiş idi. Bu sizin bebek demiş idi. O zamanki şartlarda belki karışmış idi, hiç bakmadık. Allah ile ebenin arasında. Ama senin küçük kız bize daha çok benziyor. Bu büyüğü bizden değil gibi…

Torununa “Bu hastanede karışmış olabilir, bizden değil bu” diyen bir ananenin soyundan gelmiş olmalıyım ben, bu konuda en ufak bir şüphem yok! Öyle dağa böyle kar yani…

Gılman’ların hizmet bölgesi hakkındaki endişelerim ise devam ediyor. Ama korkma benimle aynı kafada olan uçuk okur…

Velev ki bize verilmedi…

Beni içeri alırlarsa eğer, söke söke alırız…

Comments are closed.