Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

GEÇİCİ DELİLİKLERİM

GEÇİCİ DELİLİKLERİM
Kısa-sert rüzgarlar

Kısa kısa delirebiliyorum ben. Hiç anlamazsınız, çok enteresan. Pat diye geliyor, pat diye geçiyor. Çok acayip…
Sabah, su vesaire almak üzere eve yakın bir büfede durduk Sarhan’la. Arabadan inip markete girdim. İstediklerimi söyledim, para üstünü aldım ve arkamı döndüğüm anda gördüğüm kadını çok nefret ettiğim birine benzettim. Bir an aklımdan -sanırsam İbranice- “Bu burada ne arıyor?” diye geçti. Türkçe değildi; çünkü aklımdan geçeni seslendirsem, karşımdaki kişi bir şey anlayamazdı, bilinen bir dilde düşünmüyordum ancak duygum buydu. “Bu burada ne arıyor?”… Her şey birkaç saniye içinde oldu. İbranice düşündüm. Açık kapıdan esen rüzgar yüzüme vurdu ancak beni serinletmeye yetmedi çünkü saç köklerimden bile ateş çıkıyordu. Bir an gözüm karardı ve tekrar kendime geldiğimde, kadının üzerindeki hırkanın omuz kısmı topak olmuş, sol avucumun içindeydi. Kadını omzundan toplamışım… Hatırlamıyorum… Kadın dehşet içinde bana bakıyor ve ben galiba –bildiğin dolmuş şoförü edasıyla- kafa atacaktım kadına. Çünkü kadını resmen sol elimde toplayıp, üzerine doğru bir adım atıp, ağzının içine girdim, ki kadın hiç tanımadığım bir ses tonuyla, “Ay noluyo noluyo, hanımefendi” falan diye çığırmaya başladı. Sarhan arabadan inip bana doğru koştu. Büfeci (beni tanıyor yıllardır) “Mehtap abla napıyosun?”diye araya girmeye çalıştı. Kendime geldim. O değildi… Çok benziyordu ama değildi… Kadından özür diledim, birisine benzettiğimi söyledim. Sarhan yol boyunca söylendi bana. Şunu anladım. Yıllar geçiyor ama nefretimde en ufak bir azalma yok. Ve bir gün, bir yerde karşılaşırsak, hiç istemeden hatta farkında olmadan döveceğim. Belli…
Enshin Karate’nin en güzel tarafı… Birini bir yerinden yakaladınız mı, sizden kendini kurtarabilmesi için gerçekten teknik bilmesi (ve tekniğinin de sizden iyi olması) gerekiyor. Çünkü birini omzunda bulunan kumaş parçasından tutup yakaladığınız ve kumaş parçasını -kolunuzu kırmadan- dizinize doğru ittiğiniz anda, karşınızdaki diz çökmüş gibi bir pozisyon alıyor ister istemez. Sonra dizinizle burnunu kırıyorsunuz. Çok kolay…
XXX
Bir kez dövme yaptırdınız mı bir daha duramazsınız derler. Doğruymuş. İkinci dövme hususunu düşünüyordum. Yerini ve yazıyı (tarif edemeyeceğim bir netlikle) kesinleştirmiştim kafamda. “Burama bunu yazdıracam!” Sağ tarafıma, kaburgamın üzerine, sırtımdan göğsüme doğru “Breathe” yazdıracaktım. İlk dövmemi Anadolu yakasında Hakan Gerçek yapmıştı. Bir fırsat yaratıp, tekrar gitmem gerekiyor ama Bahçeşehir’de oturan ve yol sevmeyen biri için zor…
Ayşenil ile Taksim’deyiz. O da yeni iki dövme daha yaptırdı ve çok güzeller.
Ben: Kim senin dövmecin ? Bi ara ayarlayıp gitsek. Çok güzel yazmış.
Ayşenil: Eddy…. Cihangir’de…. Bir alt sokakta… Gidelim mi?
Ben: Gidelim.
Ayşenil: Dövme yaptıralım.
Ben: Yaptırmayan top olsun!
Ayşenil: Iyyyyyyyyy
Ben: ahahahahahaha
Yaptırdık. Ben yattım. Ayşenil bana bir kadeh Jack Daniels verdi. Yine de acıdı. Ama harika görünüyor. Eve döndüğümde Sarhan’a gösterirken biraz tırstım. Kızmadı Allah’tan.
XXX
Şarkı söyleyemediğimi bildiğim ve sesim çok kötü olduğu halde bağıra bağıra şarkı söylemeye devam ediyorum. İşyerimde yapmıyorum artık ama geri kalan her yerde yapıyorum. MP3 benim kulağımda çok tehlikeli bir silaha dönüşüyor yani. Alışveriş merkezindeyim. Her zaman alışveriş yaptığım bir makyaj malzemesi markasının dükkanındayım. Kulağımda Lana Del Rey var… Lana bana vokal yapıyor, ben dükkanda solo söylüyorum, satış danışmanı bana bakıyor. Kulaklığı kulağımdan çekiyorum sırıtarak.
Kız: Bu zor bir şarkı ama çok “pes” var… Belki başka bir parçada daha başarılı olabilirsiniz.
Ben: Şimdi sen bu şarkıyı ilk Lana’dan dinlediğin için kulağın benim sesimi yadırgadı. Ön yargılarından kurtul, beğeneceksin. Bak bi daha söyliycem.
Kız: Yapmayalım bence.
Ben: Yapıcaz!
XXX
Oğlum, okulda yıl sonu gösterisi için çalıştıkları dans hareketlerini gösteriyor.
Ben: Bu ne böyle?
Atahan: Kızlar şöyle yaparken, biz de böyle yapıcaz.
Ben: Bu hareketi siz mi yapacaksınız kızlar mı yapacak?
Atahan: Biz yapıcaz.
Ben: Hayır sen yapmayacaksın.
Atahan: ?????
Ben: Bir sonraki çalışmada öğretmenine diyeceksin ki, “Ben bu hareketi yapamam, annem izin vermiyor ve gösteride de beni bu hareketi yaparken görürse, size büyük problem yaratacakmış.” Diyeceksin bunu!
Atahan: Ama, ya öğretmenim kızarsa?
Ben: Öğretmenine diyeceksin ki, “Bana neden kızıyorsun? Aç anneme telefon, ona kız! Hareketi yapmama izin vermiyor. Sen de yapmam konusunda ısrar edeceksen, ben annemi dinlemek zorundayım. Annemle konuş.”
Atahan: Öğretmenlerimizle senli benli konuşmuyoruz biz!
Ben: O halde, sizli bizli söyle!
Atahan: Hayret bişeysin anne!
Ben: Atahan! Tartışma yok! O kadar! Meselesi olan beni arasın! Yap-ma-ya-cak-sın!
Ufak ufak esip geçiyor bana.
İçeride değil dışarıda olmamın sebebi, dışarıdaki diğerlerinden farklı olarak…
Her seferinde ben haklıyım!
Her seferinde….

Comments are closed.