Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

“DELİKANLILIK KARNESİ”

Nasıl çocuk yetiştiriyorsun sevgili okur? Hayata kazandıracağın insan ne menem bir şey olacak? Genetik faktörler var tamam ama sen bu insanın gelişimine, derinliğine, varlığına ne şekilde katkıda bulunuyorsun?

 

Ya da daha önemlisi katkıda bulunuyor musun?

 

Bu haftaki konumuz bu, benim senden ricam ise kendini (bak kendi kendine, kimseye bir şey anlatmak zorunda değilsin, yeter ki kendine dürüst ol) bu konuda bir incelemen, bir sorgulaman. Yap bunu lütfen. Nasıl bir insan ekliyorsun hayata?

 

Çocuklarımızın yaşları ilerledikçe onların entelektüel gelişimine ve derinliğine daha fazla katkıda bulunmamız gerekiyor. Evet, artık büyüyorlar ve pek çok şeyi kendileri yapabiliyorlar ama bu büyüme esnasında ailelere daha fazla görev düşüyor. Çünkü hayvanlardan farklı olarak insanlarda “kendi kendine s*tığını temizleyebildiği an tamamdır” şeklinde düşünmüyoruz, gelişimlerine de katkıda bulunuyoruz. İdeal olan bu.

 

Her ne kadar eril bir dil olsa ve kullanmaktan hoşlanmasam da biz oğlumla bu ara sıklıkla “delikanlılık”, adil olmak, haklılık ve düzen konseptleri üzerine konuşur bulduk kendimizi. Çocuğun da zaman zaman kafa karışıyor tabi.

 

-Gemiyi getiren mi yoksa yolculuk mu önemli sonuç olarak? Gemi limanda mı değil mi ona mı bakarsın yoksa yol mühim mi?

– …… Hayat her zaman istediğimiz kadar adil olamayabiliyor. Gemi limanda mı bu önemli. Nerede önemli? Misal iş hayatında, bu proje kabul gördü mü görmedi mi? Bu ihaleyi aldın mı almadın mı? O makine geldi mi gelmedi mi? Distribütörlüğü kazandın mı kaybettin mi? Senedin çekin ödendi mi ödenmedi mi? Burada gemi limanda mı değil mi kadar basittir çoğu zaman. Öğrencilik de böyle. Sınavı aldın mı almadın mı? 50 mi 100 mü? Elektrikler kesildi, karnım ağrıdı geçeceksin, kaç net var sonuçta ona bakıyorlar. Yolculuk ne zaman önemli biliyor musun? Kendi kendine kaldığında. Tamam, belki alamadın o ihaleyi ama elinden geleni yaptın mı? Tüm emeğinle uğraştın mı? Tamam, belki sınavdan düşük not aldın ama kopya da çekmedin değil mi? Hak yemedin, çalmadın, dolandırmadın, kandırmadın. Yolculuk vicdanen rahat olmak için önemli, kendine saygı duyabilmek için, içinin rahat olabilmesi için. Elbette gemiyi limana götürmeye çalışacaksın ama ne pahasına? Onurundan gururundan ödün vermeden mi? Dürüstçe delikanlı gibi mi? Şerefinle mi şerefsizce mi?

-…..

– Sen zeki bir çocuksun. Hepsini bir arada yapabilirsin. Yola da dikkat edeceksin, limana varmaya da çalışacaksın ama o limanda bir aksilik olma ihtimaline karşı haritada başka limanları da işaretleyeceksin. Biz de böyle yapıyoruz ve bence sen bizden de iyi yapabilirsin. Şu an zor gibi gelebilir daha 13 yaşındasın ama gör bak, zor değil.

 

Çocuğa, daha doğrusu çocukluktan çıkıp gençliğe doğru ilerleyen bir insana hayata dair, ürkütmeden, korkutmadan ve en önemlisi sıkmadan bir şey katabilmek için hakikaten kelimelerle aranızın iyi olması lazım. Yoksa ya lafın yarısında sizi dinlemeyi bırakıyorlar ya da konu size hiç gelmiyor dahi (ben şanslıyım bu bakımdan).

 

Çocuklarımızın gelişimi esnasında ne yediğine, ne kadar yediğine ve hangi özel hoca ya da kaç hocayla çalıştığına çok özeniyoruz. Hangi telefonu alacağımıza ve tatile nereye götüreceğimize pek dikkat ve heves ediyoruz. Kişiliklerinin gelişmesi, kimliklerinin oturması konusunda aynı ihtimamı göremiyorum ben. Bunun biraz “kendiliğinden” olmasını bekliyor gibi kimisi ancak esas hamur gibi yoğrulması gereken kısım bu.

 

Dürüstlük, adil olmak, kötü olmamak, iki yüzlü olmamak, yalan konuşmamak, haksızlık yapmamak… Bunlarla ilgili, bunların önemli değerler olduğuyla ilgili konuşmak lazım çocuklarla.

 

Çünkü yetişkinlikte, özel /sosyal ve iş hayatlarında onlara verilecek karneler bu değerlerle ilişkilerine dair olacak.

 

Benim insanlarla olan ilişkilerimde o kişinin “delikanlılık” karnesi çok önemli. Sözünün eri midir? Vefalı mıdır? Dürüst müdür? G*tü başı ayrı oynar mı? Dün dedikodusunu yaptığı kişi ve kurumlarla bugün ne gibi münasebetlerdedir! Bunlara çok bakarım. Bir de adalet ararım. Çok ararım hem de. Adil midir? Karşısına aldığı kişi kendisiyle aynı ağırlıkta mıdır? Şartlar eşit midir? Bire kaçtır? Vefalı mıdır? Kendisine iyiliği dokunmuş bir başka kişiyle hali nedir?

 

Dürüst, adil ve vefalı insan olmak önemli bir şeydir. Hani gençlerin dediği gibi vefa sadece bir semt adı değildir, olmamalıdır. Adaletli, davranmayı bilmek gerekir çünkü eninde sonunda adalet herkese lazımdır. Çocuklarımıza bu kavramları iyi anlatmamız, öğretmemiz gerekir.

 

Önce bizim böyle insanlar olabilmemiz gerekir tabi.

 

Yapmadığımız şeyi salık veremeyiz değil mi?

 

İyi insan ol sevgili okur. İyi, temiz, düzgün, dürüst, vefalı ve adil ol. Sen böyle ol ki çocuklarını da böyle yetiştir.

 

Neslimizi daha fazla bozmayalım sanki.

Comments are closed.