Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

ÇOCUĞUN ARKADAŞLARINA KARIŞMALI MI?

Merhaba sevgili okur. Geçen haftaki yazımda seninle paylaştığım üzere bu haftaki yazı konumuz çocukların arkadaşlarına karışma hallerimiz. Bu hafta bunu konuşalım seninle, haftaya kuruluşu neredeyse benim altımdaki arabadan yeni olup “hazırlık” koyan okullara ve yerli sermaye olduğu halde uygulanan “thanksgiving” tatillerine değinip bir miktar dalga geçeceğiz. Bu konu haftaya ama… Şimdi arkadaşa karışan anne olayı. Benim gibi, anneler yani.

 

Başlayalım;

 

Bir miktar kontrol delisi bi insan olduğumu söyleyebilirim. Olayları akışına bırakamadığımı, sürpriz sevmediğimi, bilgi sahibi olmayı tercih ettiğimi daha önce de söylemiştim. Gideceği tatili bile santim saniye bilmek isteyen, “heyecana” yer bırakmayan bir insan olarak, söz konusu olan evlatsa, rahat olabilmek mümkün mü?

Ezberlere bakalım:

-Doğruyu yanlışı yapa göre öğrenecek

-Her tür arkadaşı olacak ama kendi yolunu bulacak

-Herhangi bir arkadaşı için onunla görüşme dendiğinde kıymete binme ihtimali var

-Ergenlik dönemindeki çocukların her şeyine bu kadar karışmak doğru değil

-Kendi kararlarını almasına izin vermek lazım

 

Bunların hepsi tamam, tabi, eyvallah… Karşı olmak mümkün değil zaten, gayet mantıklı. Fakat bunlara ek yapmak mümkün. Şöyle ki;

 

Kendi arkadaşlarını bulur, girdiği ortamda -bu spor için gittiği yer olur, okul olur, yaşadığı mahalle/site olur- her tip insan olabilir. Bu insanların bir kısmı sizin de aklınıza yatar ama bir kısmının tarzını, tutumunu doğru bulmayabilir, onaylamayabilirsiniz. Bu durumlarda bence kartları açık oynayıp çocuğa gerçek fikrinizi söylemek lazım. Misal, sigara veya içki kullanmaya başlamış biri varsa, araba kullanmaya başlamış biri varsa (bizimkiler henüz 14-15 yaş grubu ve var araba kullanan çocuklar)fazla avare, daha şimdiden “ortamlara akalım” tipinde insanlar varsa… Ailesinin ilgilenmediği, başı boş mayın gibi dolaşan ve hata yapmaya müsait olduğunu düşündüğünüz kişilere karşı kendi çocuğumuzu uyarmak zorundayız bence.

 

Hatta bir adım ileri gidip bu tip insanlarla arkadaşlık etmesini zorlaştırmak gerektiğine de inanıyorum ben.

 

Bakın çok açık konuşayım (yine çok itiraz edip “sosyal medyada linç” etmeye çabalayacak tipler çıkabilir ama) ben hata yapmaya müsait oldukları bu yaşlarda gençlerin hayatına müdahil olmak gerektiği görüşündeyim. Çünkü 25 değil bu 15 ve yapılabilecek bazı hataların geri dönüşü olmayabilir. Önlerinde bembeyaz, pırıl pırıl bir hayat olan genç insanların, neyin kafasını yaşadığı belli olmayan, ailelerinin ilgilenmediği, hata yapmaya çok müsait hatta meyilli kimselerin yanında harcanması çok yazık olur. O halde bu olmadan gerekli önlemleri almak bence iyi fikirdir.

 

Bu konuda ben şöyle şanslıyım, çocuğumun genetik olarak benden geçen bazı huyları var. Bu huylar sayesinde oğlumun biraz üstten bakan bir tavrı vardır ve her tip insanı yanına yanaştırmaz. Abuk subuk davranışlar içindeki insanlardan rahatsız olur. Öyle ortamlardan rahatsız olur, kendine yakıştırmaz. Basitlikten rahatsız olur.

 

Ama sonuçta gençtir, yanılabilir bu sebeple benim gözüm üstündedir. Ben herhangi bir arkadaşını doğru bulmazsam bunu muhakkak söylerim. Görüşmelerine mani olurum ve o insanı hayatımızdan uzak tutarım. Çünkü ben herkesle arkadaşlık edilmesi gerektiğini düşünmem. Kendi ilişkilerimde de herkesle mıç mıç olmam. Herkesle görüşmem. Herkesi evime davet etmem, herkesle yemeğe gitmem, herkesle kahve içmem. Çok ciddi seçerim. Düzgün insan olsun, dürüst, akıllı, seviyeli, aklıbaşında, iyi insan isterim etrafımda. Çünkü ben de ilişkilerimde böyle olmaya gayret ederim. Böyle biri yoksa sırf ortam olsun diye ortama girmem.  Oğlumun da buna dikkat etmesini önemserim. Oğlumun arkadaşları bellidir. Ben ailelerini bilirim. Çocukları tanırım. Çocukları birbirine veya birbirimize emanet edebiliriz. Evet, steril bir ortam ama çocuklarımızın hayatı üstüne zar atabileceğimiz bir şey değil. Bu yaşlarda bir gözümüzün hala üzerlerinde olması lazım. Hele bu devirde, hele bu şehirde…

 

Şunu da eklemek lazım. Liseye geçişle bu kontrol biraz kopuyor. Okul büyüyor, okuldaki insan sayısı artıyor. Aileler olaya daha az entegre oluyor ve siz herkesi tanıyamıyorsunuz haliyle. Bu durumda benim yaptığım dinlemek ve gözlemlemek. Bana geçen uygunsuz bir duygu/hal/durum/kişi yoksa müdahale etmemek. Ama atıyorum, öğrenirsem ki bilmemkim sigara içiyor ondan uzak durmasını isterim.

 

Benim annem benim arkadaşlarıma karışırdı. Onaylamadığı bir insanla arkadaş olabilmem söz konusu değildi. Yani sevgili okur annem bir arkadaşıma izin vermezse ben o insanla görüşemeyeceğimi bilirdim. İncilerim dökülmedi görüşemedim diye. Belki de annem beni bazı zararlardan da korudu annelik öngörüsüyle. Annem bunu yaptı da ben boynu bükük falan kalmadım yani.

 

Demek istediğim bu yeni nesil annecilik şeyleri, tüm bu özgürlükler/bireycilikler/felsefeler falan çok şeker, çok şahane de…

 

Trend falan derken annelik etmeyi, çoluğu çocuğu kollamayı çok da ihmal etmemeli derim ben. İlla “yaşasın öğrensin ben karışmam” diyene de eyvallah. Herkes kendi doğurduğundan mesul, herkesin kendi bileceği iş. Kimsenin çocuğunu onun yerine büyütmek gibi bir derdim yok, öyle bir enerjim olsa başkasınınkiyle niye uğraşayım kendime ikinciyi doğururdum. Bu konular benim için o haftanın yazısı olmaktan ibarettir. Aklına yatıp uygulayan olursa ne ala, ben zaten o okura yazıyorum yazımı. Yok uygulamayan da kendi bilir. İnsanlar bana onlar için hayatı kolaylaştırmaya çalışmayı bıraktıralı hayli zaman oldu. Bunun için minnettarım çünkü daha az yoruluyorum artık.

Kendiniz gibi olabildiğiniz ve inandığınız gibi yaşayabildiğiniz şahane bir hafta dilerim.

 

 

 

 

Comments are closed.