BU NEYİN AŞAĞILIK KOMPLEKSİ?

Merhaba sevgili okur, ben geldim Müsaitsen eğer, sana bu hafta ülkede hızla artan öküzlük üzerine bir yazı kaleme almak istiyorum. Hadi başlayalım.   Neden birbirimizin üstüne üstüne yürüyoruz? Bunu arabayla yıllardır yapıyoruz, herkes karşısındakinin yol vermesini bekliyor, kimse arabasında fren mekanizması varmış gibi davranmıyor, kimse yavaşlamıyor falan da yürürken de kamyonla gezer gibi gezmek neden? Bir süredir, hatta uzunca bir süredir, kendimi kocaman kocaman, kıllı kıllı adamlara yol verirken buluyorum. Misal, dar bir kaldırımda yan yana geçeceksek, bir kapıdan geçeceksek falan. Bakıyorum adam ezip geçecek ben kenara çekiliyorum. Devam Linki

NE YEDİRİYORLAR BUNLAR BİZE?

Sevgili okur bu hafta seninle bazılarımız için kanayan yara bir husustan bahsedelim mi? Sokak lezzetleri ve ödem hususu. Hadi kısaca bu yeni usul beslenme alışkanlıklarımıza ve eski usulün bize ettiklerine bir değinelim.   Yeme alışkanlıklarımı(zı) tamamen değiştirip, daha sağlıklı bir beslenme modeline geçeli zannediyorum 6 yıl kadar oldu, olacak. Bu süre zarfında hem biz psikolojik olarak hem de vücudumuz başka bir beslenme alışkanlığına geçtik, alıştık. Uzun süre belli bir şeyi yaptığınızda o sizin normalinize dönüşüyor. Normaliniz o oluyor. Gluten almamak, laktoz almamak, daha protein sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, şeker Devam Linki

MAKSİM’DEN LEĞENE NE ARA GELDİK?

Bu haftaki yazı konumuz aynı ülkeyi ya da kimliği paylaştığımız ama bazen aynı dünyayı paylaşamadığımız kişiler ve durumlara dair sevgili okur. Umarım gereksiz duyar kasıp buradan da bir “sosyal medya linçi” malzemesi çıkarmazsın. Çıkarırsan da ne ilk ne son olacak, yapabileceğim bir şey yok… Berlin’e gezmeye gittiğimizde, şehirde bir noktadan diğer noktaya ulaşım için, gittiğimiz her yerde yaptığımız gibi metro, otobüs, tramvay kullanıyoruz, burada da otobüse bindik. Biraz trafik var, gidiyoruz duruyoruz falan… Berlin’in meydanına yakın bir yerlere gelmiştik ki otobüsteki tüm Almanlar sözleşmiş gibi başlarını Devam Linki

İLAÇLI BAŞARI? (YANLIŞ BİR TANEDİR)

İstanbul’da iki insanın birbirine zaman ayırabilmesi bir mesele biliyorsunuz. Mesafeler çok uzun ve trafik çok feci ve herkes çok yoğun… Biz de bir süredir görüşemediğim bir arkadaşımla benim yeni kitabım bahanesiyle bir araya geldik geçen hafta. Bana anlattıklarıyla ilgili –kendisinin izniyle elbette- bir yazı yazmak istedim size, çünkü konu önemli. Arkadaşımın kızı Türkiye’nin prestijli okullarından birinde okuyor. Bu okula sınavla giriliyor. Şimdi diyeceksiniz ki artık tüm okullara “sınavla” giriliyor, hepsinde puana bakılıyor. Evet… Hı hı… Buna gerçekten sınavla giriliyor, öyle diyeyim kibarca. Arkadaşım Devam Linki

BİR FUAR VE TÜM ANILAR

Çok tatlı, çok keyifli, çok neşeli bir fuarı daha geride bıraktık sevgili okur. Yıllar yıllar sonra tekrar İzmir’li okurlarla bir araya gelebildik. Çok da iyi ettik bence (Bu yazı biraz uzun ne olur sıkın dişinizi, benim için önemli bir duyguyu paylaşmaya çalışıcam sizinle).   Biliyorsunuz ben normalde İstanbul dışındaki fuarlara çok katılamıyorum. Hatta İstanbul’daki fuarların da hepsine katılamıyorum. Hatta hem yayıncımız hem diğer yazar arkadaşlarım da şahittir ki katıldığı fuara da çok limitli katılabilen yazarlardan biriyim. Tüm gün kalamıyorum, her gün gidemiyorum. Çünkü -burada size özel hayatımı dökmeyeceğim Devam Linki

YENİ KİTABIM -SIR- VE İZMİR KİTAP FUARI

Merhaba sevgili okur, sen bu satırları okurken ben İzmir’de kitap fuarında olacağım. Çünkü yeni kitabım SIR çıktı. Öncelikle şunu sorayım, beni mehtaperel.com’dan takip ediyor musun? Umarım ediyorsun, etmiyorsan da et, çünkü bu yazı orada daha önce yayına çıktı, Anne Boyutu’nda ise Pazartesi yayına girdi. Sosyal medyadan da daha öncesinde duyurma şansım oldu. Twitter’ı eskisi gibi aktif kullanmıyorum artık, sürekli mahkemeye verilmekten sıkıldım. Onun yerine instagramda “ne kadar güzel ve fit bir kadın” olduğuma ve kitaplarıma dair fotoğraflar paylaşmak vallahi daha keyifli gelmeye başladı. Deli gibi dünyayı değiştirmeye Devam Linki