İLAÇLI BAŞARI? (YANLIŞ BİR TANEDİR)

İstanbul’da iki insanın birbirine zaman ayırabilmesi bir mesele biliyorsunuz. Mesafeler çok uzun ve trafik çok feci ve herkes çok yoğun… Biz de bir süredir görüşemediğim bir arkadaşımla benim yeni kitabım bahanesiyle bir araya geldik geçen hafta. Bana anlattıklarıyla ilgili –kendisinin izniyle elbette- bir yazı yazmak istedim size, çünkü konu önemli. Arkadaşımın kızı Türkiye’nin prestijli okullarından birinde okuyor. Bu okula sınavla giriliyor. Şimdi diyeceksiniz ki artık tüm okullara “sınavla” giriliyor, hepsinde puana bakılıyor. Evet… Hı hı… Buna gerçekten sınavla giriliyor, öyle diyeyim kibarca. Arkadaşım Devam Linki

BİR FUAR VE TÜM ANILAR

Çok tatlı, çok keyifli, çok neşeli bir fuarı daha geride bıraktık sevgili okur. Yıllar yıllar sonra tekrar İzmir’li okurlarla bir araya gelebildik. Çok da iyi ettik bence (Bu yazı biraz uzun ne olur sıkın dişinizi, benim için önemli bir duyguyu paylaşmaya çalışıcam sizinle).   Biliyorsunuz ben normalde İstanbul dışındaki fuarlara çok katılamıyorum. Hatta İstanbul’daki fuarların da hepsine katılamıyorum. Hatta hem yayıncımız hem diğer yazar arkadaşlarım da şahittir ki katıldığı fuara da çok limitli katılabilen yazarlardan biriyim. Tüm gün kalamıyorum, her gün gidemiyorum. Çünkü -burada size özel hayatımı dökmeyeceğim Devam Linki

YENİ KİTABIM -SIR- VE İZMİR KİTAP FUARI

Merhaba sevgili okur, sen bu satırları okurken ben İzmir’de kitap fuarında olacağım. Çünkü yeni kitabım SIR çıktı. Öncelikle şunu sorayım, beni mehtaperel.com’dan takip ediyor musun? Umarım ediyorsun, etmiyorsan da et, çünkü bu yazı orada daha önce yayına çıktı, Anne Boyutu’nda ise Pazartesi yayına girdi. Sosyal medyadan da daha öncesinde duyurma şansım oldu. Twitter’ı eskisi gibi aktif kullanmıyorum artık, sürekli mahkemeye verilmekten sıkıldım. Onun yerine instagramda “ne kadar güzel ve fit bir kadın” olduğuma ve kitaplarıma dair fotoğraflar paylaşmak vallahi daha keyifli gelmeye başladı. Deli gibi dünyayı değiştirmeye Devam Linki

ÇOK ŞÜKÜR YİNE BAHAR

Yaz geliyor ve bu hususta ne yapıyorsun sevgili okur? Homini homini yemiyorsun dimi? Kişi, kendinden bilirmiş, evet ben bu ara bir iştah bir iştah, perişanım ama gel gör ki dikkat etmeye çalışıyorum yine de bir şekilde. Hadi yaza girerken seninle bir planlar silsilesi yapalım ne dersin?   Önce beslenmemizi şekle sokalım. Kilo almamıza sebep olan şeyleri mümkünse keselim,  kesemiyorsak azaltalım. Kendimize bir kural koyalım. Yaktığımızdan fazlasını yemeyeceğiz. Bu kadar basit. Muhakkak hareket edelim. Hoşlandığımız şey her neyse, yürüyüş, yoga, pilates veya her ne seviyorsanız o… Fark etmez, yeter ki hareket edelim. Ölü derilerden Devam Linki

SATIN ALINAMAYACAK DEĞERLER

Sana bu hafta, yine zaman zaman bahsettiğim ve çok önemsediğim bir konudan bahsetmek istiyorum tekrar sevgili okur. Çocuklarımıza değer yargılarını kazandırmak üzerine bu yazı. Ve inan bana konu çok mühim. Zannediyorum bir köşe yazımda yazmıştım. Meşhur bir cep telefonu markasının yine meşhur bir saati çıkmıştı. Gençler bir merak peşinde bu “akıllı saatin” matah bir şey gibi. Biz böyle şeylere kıymet vermediğimiz için çok umurumuzda değil falan ama o ara arkadaşlar arası nasıl muhabbeti döndüyse oğlum saati istedi. Saatten öyle bir bahsediliyor ki sanki saat değil zamanı satın alıyorsun. Saati takıyorsun ve herkesin günü 24 saat Devam Linki

EŞYALARIN HAFIZASI

Eşyaların hafızası var sevgili okur ve ben bunu tatsız bir şekilde öğrendim.   O zaman henüz gençtik. Oturacağımız evi seçmeye çalışıyorduk. Beğendiğimiz evin içini gezmek istedik. Emlakçı ile buluştuk, eve gittik. Salona girdiğimizde hem emlakçı hem biz duvara baka kaldık. Duvarda gazlı kalemle “Biz bu evde çok mutluyduk baba, bunu bize neden yaptın?” yazıyordu. Yazı bir çocuğa ait gibi görünüyordu…   Emlakçı hemen kendini toparladı. Problemli bir boşanmanın arkasından mal sahibinin (babanın) evi satışa çıkardığını söyledi. Yıllar yıllar önceydi (bu artık kanunen yapılamıyor sanırım), biz daha gençtik, Devam Linki