Bu trafik beni delirtecek!

İstanbul’da yaşayıp trafikten nefret etmemek mümkün mü? Çocuklar bile trafik travması oldu. Oğlum yola çıkmadan önce “kaç saat gidicez, trafik var mıdır, yastık aldık mı yanımıza, uyuyacak mıyız?” gibi sorular soruyor. Hesapta annemlere gidiyoruz, (30km.) ama şehirlerarası yol gider gibi hazırlık yapmak gerekiyor. Çünkü biz 30 kilometreyi bir buçuk saatte gidiyoruz. Biz derken tüm İstanbul halkı… Sinirler de geriliyor haliyle. Özellikle atdan terfi ettiği gibi Mercedes’e geçen vatandaş sayımız arttıkça!

Önümüzdeki araç ısrarla ani fren yapıyor, kendi önündekini yakın takip ediyor, sağ sol yapmaya çalışıyor… Aklımı kaçırmak üzereyim, “yol durmuş kardeşim neye g*t atıyosun” diye höykürmek istiyorum ama ben bağırıcam ben dinliycem adam beni arabasından duymayacak ki.

Tarabya güzergahında ilerlemeye çalışıyoruz, öndeki araç hala yol durumunu kabullenmemekte kararlı, manyak manyak hareketler, çünkü  karısı (yanında oturuyodu) torbadan üzüm çıkarıp adama yediriyor.

Adam bir daha ani fren yaptı… Zıınnkkk!  diye durduk, yol kapandı ve …

Ben: Tutmayın beni!

Sarhan: Ya dur, bırak en halleri varsa görsünler, bırak!

Ben: Tutma Sarhan, tutma beni! Ya seni dövecem ya öndekini, tercihini yap!

Sarhan: Git döv ulan! Git döv! Ya da ye dayağı gel! Kıpırdarsam buradan adam değilim! Alsın biri en sonunda belinin suyunu!

Arabadan indim, mümkün olabilecek en sert şekilde kapıyı çarpıp öndeki arabaya yürümeye başladım. Kostüm (ne yazık ki supermen tshirtüm değil); popomdan düşmek üzere, bol cepli  bir erkek bermudası, yeşil atlet ve kahverengi parmak arası terlikler. Cidden neredeyse Atahan’ın zekaca az, bedence fazla gelişmiş abisi gibiyim. Sıcaklar yüzünden kat kat ve kısa saçları tutturabilmek adına kafamda yaklaşık 20 tane rengarenk toka…  Bakırköy cenaplarında olsak rahatlıkla biri “Yine kaçmış bitanesi hastaneden” der, o vaziyetteyim.

Çıt çıt çıt (camı tıklıyorum)

Ben: Aloo?

Kadın (şoförün karısı camı açıyor): ???

Ben: Arkadaşım, adam zaten yola değil ölüme gidiyor, kendini bilmez sapık bir araba kullanma hali! Eşşeği ne zaman nereye park ettiniz de buna geçtiniz ona hiç girmiycem! DE! Bu adama bir de üzüm tepip işi iyice içinden çıkılmaz bir hale sokmak niye?

Kadın: Manyak mısın sen?

Ben: Sen manyak mısın? Hı? Üzüm fanteziniz mi var sizin? Kaza anında üzüm yiyip mutluluğun doruklarlına mı ulaşıyosun? Hangi gezegenden geldin sen buraya, hı? Uranüs’te mi araba kullanamayan kazmalara üzüm tepiyolar Neptün’de mi?

Kadın: Aaa hasta mısın sen ya?!!

Adam: Sus, bırak sus!

Ben (adama): Kardeşim adam gibi araba kullansana, AADDAAHHHMMMM GİBBİİ ARAÇ KULLANNNSSHHHAAANNNAAA!!!

Ve kadın arabadan indi!

Sevgili okur en son birisine saçından başından daldığımda (dojo dışında) Atahan 2 ya da 3 yaşlarındaydı. Bahçeşehir’deydik ve tek yön yola girmiş ters istikametten gelen kadın bir de yanımdan geçerken bana hareket yapınca ben hangi ara arabadan indim, hangi ara kadını saçından tutup camdan çıkarmaya çalıştım inanın geçiş “dönemini” hatırlamıyorum.

Bunu annemden dinlemelisiniz aslında çünkü annem de arabadaydı ve bana “MMEEHHH-TTAPPPPPP!” deyince kendime geldim. Annem “Mehtap” derken iki heceye bölüp P’yi de beş seferde felan söylüyorsa iş karıştı demek. Ben kadını dövsem de annem beni perişan edecek belli. Duruyorum ben öyle zamanlarda. Çünkü annem sütlerini helal etmiyor durmazsam.

Bu kez annem de yok arabada, hava sıcak, ben zaten delilikle dahilik arasında bir yerde yaşıyorum sürekli (bence tabi)…

Bir şey değil, Atahan arabada! Yani, her ani frende çocuk hopluyor arkada! Atahan dendi mi akan sular durur biliyorsunuz;

Ben: Aaa? İndin mi sen bir de? (histerik bir şekilde) ahahaha, zahmet ettin! Ne o beni mi döveceksin?

Deyip kadını kolundan bacağından tuttuğum gibi bir daha çıkamayacağı şekilde arabaya geri monte ettim. Bundan sonra araç, el freni, direksiyon, kadın, üzüm sonsuza kadar beraber ve mutlu yaşayacaklar. Çünkü Sarhan geldiğinde üzüm torbasını kadının ağzına sokmaya çalışıyodum.

Böyle durumlarda –artık-  sakinleşeceğime daha çok kızıyorum çünkü Sarhan benim adıma özür dilemeye başlıyor!

NEDEN ÖZÜR DİLİYORSUN BENİM ADIMAAAHHH NEDENNNN!

Ben özürlük bir şey olduğunu düşünse yapar mıyım?

O kadın ve üzümleri benden özür diledi mi ki sen onlardan özür diliyosun?

Hem de benim adıma?

Benim ağzım üzüm mü topluyor, gerekirse kendi özürümü kendim dilerim!

ÜZÜM