Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

BU BEYİNDEN MEZE OLMAZ

Ama sende de var bende de…

Bazen bazı şeyleri üzerinde düşünmeden içgüdülerimizle yaparız değil mi sevgili okur? Bir olaya tanıklık ederken –özellikle acil durumlarda- fazla ölçüp biçmez, tamamen anlık reaksiyonlarla hareket ederiz.

 

Normal insanlarda durum böyle. Ben tabi süper kahraman olduğum için sürekli hislerim ve reaksiyonlarımla yaşıyorum. Bakıyorum, anlıyorum ve çözüyorum.

 

Çünkü süper kahramanlar böyle yaparlar…

 

Spor olsun diye bir süredir düzenli olarak yüzüyorum. Hep aynı saatte ve aynı kulvarda yüzmeye çalışıyorum çünkü alışkanlıklarım benim için önemli. Bazı günler aynı insanlarla denk geliyoruz kısa kısa sohbetliyoruz bile (“Bile” çünkü kıdemli okur benim sosyalleşmekten kaçtığımı bilir.)

 

İnsanlar ekleniyor, insanlar eksiliyor ben o kulvarda, 45 dakika, aynı ritimle yüzüyorum. Tüm dünyayı kapatıp, kafam suyun içinde, geri kalan her şey suyun üstünde… Terapi gibi…

 

Yine böyle bir günde tam yan kulvardaki  hareket dikkatimi çekti ve durdum. İlk içgüdüm; “havuza biri düştü?”,  ikinci içgüdüm; “havuza bir kadın düştü ve boğuluyor!”. Üçüncüde Süpermen hislerim devreye girdi; “havuza düşmüş boğulan insanı ben kurtarıcam”.

 

İki kulvarı birbirinden ayıran dubaların altından dalarak boğulan kadının tarafına geçtim  ve kadına doğru atılıp yakaladım. Her şey çok hızlı gelişmişti, çok fazla su yutmamış olmalıydı. Suni teneffüs yapmam gerekmedikçe kadını hayatta tutacak ancak bu gereklilik halinde ölüme terk edecektim ki;

 

“ayh noluyo beah!!!”

 

Ben: N’oldu? İyi misiniz?

Kadın: Ay n’oluyo? Deli misin sen?

Ben: ????? Boğulmuyor muydunuz?

Kadın: Ay ne boğulması ayol? Ödümü kopardın!

Ben: Yok o gördüğünüz kopan öd şahsıma ait hanımefendi.  Siz yan tarafımda boğulurken benden kopup patladı.

Kadın: Ay ne boğulması yahu? Yüzüyordum, Allah iyiliğini versin!

Ben: Şöyle söyleyeyim ben. Bir, hiç tanımadığımız insanlarla mahalle bakkalıyla konuşur gibi senli benli konuşmuyoruz. İki  -ki bu çok önemli – suyun üzerinde kalabilmek için çırpınmaya “yüzmek” demiyoruz. Çünkü yüzmek bundan çok başka bir şey.

Kadın: ?????

Ben: Siz “yüzüyor” olsanız etrafınızda “ay bu resmen ölüyor” gibi bir duygu yaratmazsınız. Yüzüyorsanız -insanlar sizi gördüğünde-  “boğuluyor” diye düşünmez. O yüzden şu yaptığınıza yüzmek demeyelim.

 

Kadın: …….

 

Ben: Daha da önemlisi, ölmüyor olsanız dahi, bu benim sizin hayatınızı kurtarmaya çalıştığım gerçeğini değiştirmez. Bu sebeple “ayh ben yüzüyorum beah” yerine bir “teşekkür ederim” gerekir.

 

Kadın: Deli misiniz siz?

 

Ben: Evet öyleyim. Ben deliyim. Ve sizi dua etmeye davet ediyorum. Birlikte dua edelim. Dileyelim ki size asla kramp girmesin yüzerken, ben buradayken havuzda başınıza bir iş gelmesin. Çünkü biliniz ki “bu onun normal hali” deyip kurtarmaya çalışmak yerine saunaya geçeceğim. Şimdi, iyi günler dilerim.

 

Ve havuzdan çıktım. Her süper kahraman gibi toplum tarafından anlaşılamamış “değerli bir yalnızlıkla” saunaya geçtim.

 

İnsanlara bayılmıyorum. İnsanlarla olan ilişkilerimi mümkün olduğunca minimumda tutmaya çalışıyorum. İnsanlardan çok yoruldum ve insan nüfusunun gereksiz yükseldiğini düşünüyorum.

 

Neden hala kurtarmaya çalışıyorum? Bilmiyorum…

 

İçgüdülerim onları kendi hallerine terk etmeme izin vermiyor…

 

Kesinlikle bu dünyaya ait değilim ve hala bu dünya için çabalıyorum…

 

Bu da beni süper kahraman yapıyor.

 

Evde;

 

Sarhan: Sana ne elalemin insanından bırak kim napıyosa yapsın

Ben: Çünkü hala iyilerin tarafındayım, çünkü hala beni kötü tarafa çekemediler…

Sarhan: ….. Bu iyi bişi çünkü sen de kötü hiç çekilmezsin yani

Ben:  Bence de…

 

Çırpınmaya yüzmek, savrulmaya araba kullanmak diyen bazı kişilerin beyni, üzerine limon sıksak meze diye bile gitmez.

 

Bunların arasında verdiğimiz varolma çabasında herkese iyi şanslar diliyorum.

 

Comments are closed.