Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

BİZ BATMAN MİYİZ ARKADAŞ?

Bu haftaki yazı konumu bir miktar “kendini korumaya” ayırmak istedim. Bir süredir aklımda olan bir mevzuda sizinle fikrimi paylaşmak istiyorum. Ve biliyorum ki yine- özellikle belli bir kesimden- tepki doğacak çünkü BİİİZZZ HER ŞEEYYİİİ KENDİİMMİİİİZZZZZ YAPABİLİRRİİZZZ!!!

Yav, evet, elbette yapabiliriz, bir şey demiyorum, sakin…

Sadece kendi adıma (KENDİ ADIMA) ben Batman olmadığımın farkındayım. Olanlara saygım sonsuz, hatta bir ara arabalarıyla bir tur attırırlarsa da sevinirim ama ben değilim. Buradan yola çıkarak benim gibi “doğaüstü güçleri olmayan” diğer kadın arkadaşlara bir yazı yazmak istedim.

Yılbaşından birkaç ay önce bir haber okudum. Bir kadın arkadaşlarıyla eğlenmeye gidiyor, akşam dönüşte, tam da Maçka Parkı’nın oradan (parkın dışından) geçerek taksiye binebileceği yere doğru yürürken adamın biri kadının koluna girip bıçak zoruyla parka sokuyor. Kadını tehdit edip tecavüz ediyor. Çıkıp gidiyor. Mobese kayıtları da var, durumun görüntüsünü de (parka götürürken) habere eklemişler… Çok şükür ki kadını öldürmemiş. “İşini bitirince” kadını bırakıp gitmiş. Kadın karakola gitmiş hemen…

Bunu okuyunca her normal insan gibi, üzüldüm, öfkelendim, endişe duydum, kızdım, isyan ettim, yeter be dedim…

Bir kadın sokakta yalnız yürüyemeyecek mi? Bir kadın bir yere kendi kendine gidemeyecek mi? Bu adamlara uygulanman cezalar yeterince caydırıcı olsa bu suçlarda azalma olur mu? Bunların hepsi, her biri elbette geçti aklımdan…

Bir de şunu düşündüm. Gece saat 04:00 … Bir tane arkadaşı da eve bırakamamış mı yani?

Bak sevgili okur, evet başımızda bekçi olması şart mı? Evet, kendi kendimize her şeyi yapabiliriz, evet kendi kendimize günün istediğimiz saatinde istediğimiz yere doğru on adım yürüyüp, bir taksiye binip güvenli bir şekilde eve gitme hakkımız olması gerekiyor. Bunların hepsinde hemfikiriz.

Ve fakat, insan yaşadığı ortamın gerçeklerine karşı da ayık olmalı.

Yaşadığımız ortamın farkında mıyız?

Çünkü farkındaysak, bence bir erkek arkadaşımızın bizi eve bırakmasına izin vermekte fayda var. Hayır, erkek arkadaşlarımız Spiderman olduklarından değil… Ama belki bir caydırıcılıkları olur diye.

Bir yerden dönüşte, hele de geç vakitse, önce birbirimize sahip çıkabiliriz değil mi? Birkaç kadın arkadaş taksi durağına beraber yürüyebiliriz (ve sonrasında bindiğimiz taksi/minibüs/otobüsteki şoförün helal süt emmiş bir adam olmasını dileyerek eve varabiliriz. O konuda da çok haber okuduk biliyorsunuz. Millete otobüste, minibüste de tecavüz ediyorlar). Veya bulunduğumuz yere taksi çağırdığımızda birbirimizi bekleyebilir, arkadaşımızı bindirdiğimiz taksinin plakasının fotoğrafını çekebilir, “eve varınca mesaj” at diyebiliriz.

Ortamda erkek arkadaşlarımız varsa, onlardan bizi eve bırakmalarını rica edebilir veya onlar bunu teklif ettiğinde bunu gurur meselesi yapmayıp doğal bir şekilde kabul edebiliriz.

Ne sakıncası var bunun?

Bizim özzgüürrr ve güççlüüü ve femiiinnissstt bireyler olmamıza mani değil bir adamın beyefendi gibi davranmasına müsaade etmek.

 

Hanımefendilik, beyefendilik müesseseleri bunu gerektirmez mi zaten? Adamlar bir zahmet akşam dışarıda birlikte eğlendikleri kadınlara evlerine kadar eşlik ediversinler! Ne var bunda?

 

Ben güçlü ve ayağı yere basan ve zorlu ve başının çaresine bakan ve dayanıklı ve ve ve ve olabilmek için hem tanıdığımız adamlara hem de asla tanımak istemeyeceğimiz bir sürü sapığa hayatı ziyadesiyle kolaylaştırdığımızı düşünüyorum.

 

Ve bunun –hele de bu dönemde, bu coğrafyada- çok iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum.

 

Bir erkek arkadaşımızın bize eşlik etmesini rica etmenin veya o teklif ettiğinde kabul etmenin veya bir yerden iki-üç arkadaş birlikte ayrılmanın, bizim kimliğimize ve kişiliğimize ve varlığımıza Normandiya Çıkarması niteliğinde bir mevzu olduğu kanaatinde değilim.

 

Adamları öyle bir alıştırdık ki “o gider yea” oluyor, adamlar kadın arkadaşlarını artık eve bırakma zahmetine dahi girmiyor. Ne münasebet?

Ne münasebet?

Burası İsveç mi?

Dışarıda sabah 04:00’de kadar rakı içtiğin kadının eve güvenli bir şekilde ulaşması da o masada oturan (kadın erkek) herkesin meselesi. Bizim –İYİ İNSANLAR OLAN BİZLERİN- birbirimize sahip çıkması, birbirimizi kollaması, gözetmesi, birbirimizin zarar görmemesi, tecavüze uğramaması, dövülmemesi, soyulmaması, öldürülmemesi için daha birbirimizin koluna girerek yaşaması gerekli değil mi?

Yine de siz bilirsiniz.

Güvenli haftalar dilerim.

Comments are closed.