Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

BAZI YASALAR YETERSİZ İŞTE!

Biraz sevimsiz konulardan bahsedeceğiz bu hafta sevgili okur. Baştan uyarayım da ben seni… Bu olanlara da dikkat çekmemiz gerekiyor zaman zaman işte…

 

TECAVÜZ SUÇU:

Son zamanlarda tecavüz haberlerini daha da sık görür olduk farkındasındır. Minibüse bindi, şoför kaçırdı tecavüz etti, otobüse bindi şoför kaçırdı tecavüz etti, yolda yürüyordu adamın biri çukura itti, beli kırıldı, tecavüz etti, zihinsel engelliydi karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu, hamile olduğu ortaya çıktı, köyün yarısının tecavüz ettiği öğrenildi, yatılı kuran kursunda tecavüz etti, vakıfta tecavüz etti, apartman boşluğunda tecavüz etti…

 

Benim kafamın almadığı kısım tecavüz haberlerinin daha ne kadar artması, çeşitlenmesi gerekiyor ki, tecavüz suçunun cezası çok ağırlaştırılsın ve bir caydırıcılığı olsun. Çünkü evet, insanoğlu cezadan çekinen, ceza almak istemeyen bir canlı ve bu tip suçları ancak cezasını arttırarak azaltabiliriz.

 

Bakın son on yılda trafik kurallarına uymada artış var. Bu damacanaya kelkinen halkın gelişmesiyle değil trafik cezalarının yüksek olmasıyla ilgili bir durum. Sigara kullanımında azalma sigara fiyatlarının artması ve sigara içmenin –mekan cezalandırmaları sayesinde- her geçen gün zorlaşmasıyla ilgili. İnsan denen  canlı ceza almamak için belli kurallara uyuyor işte. O zaman tecavüzle ilgili cezalarda çok ciddi düzenlemeler yapılması, cezaların artması gerekiyor öyle değil mi? Tecavüzcüye çok ağır cezalar verildiği (cidden çok ağır ama) ve bunun kamuoyunda yer bulmaya başladığını düşünelim. Ben suçta bir azalma olacağına inanıyorum. Ve gerçekten bunun neden yapılmadığını, neden bu konuda hızla ve çok ciddi düzenlemelerin ivedilikle işleme alınmadığını anlayamıyorum. Anlayamıyorum…

 

ÖZEL OKULLARIN NOT ŞİŞİRMELERİ:

MEB açıklama yaptı dedi ki, ‘Özel okulların notları şişirmesine dair şikayetler var, denetlemeleri yapıyoruz ama önünü alamadık mı? Şikayetler devam ediyor??’ Önünü alamadınız sayın yetkililer. Önünü alamadınız. Özel okulların yüzde doksanı iki farklı karne hazırlıyor. Bu karnelerden biri gerçek notlardan oluşuyor (tam karne değil de bir bilgilendirme kağıdı diyelim) ve bu veli toplantısında falan (fazla delil oluşturmamak için) aileye “haber ediliyor”(çoğu zaman haber de edilmiyor, aile mutlu olsun okula para ödemeye devam etsin diye ona da yüksek söyleniyor). E-okul’a girilen notlar toptan şişirme. Elini vicdanına koy sevgili MEB, elini vicdanına koy ve düşün. Bu ülkenin özel okullarında okuyan çocuklarının tamamı süper zeka ve o sebeple hepsinin en kötü notu 98, devlet okullarında okuyan çocuklarının tamamı “yavaş” (kibarca söylüyorum bak) ve o yüzden notlar 60-70 falan öyle mi? Bu ülkenin özel okullarındaki öğretmenlerin tamamı fevkaladenin fevkinde ve çocukları uçuruyorlar ama devlet okullarındaki öğretmenlerin tamamı ne yaptığını bilmediği için oradaki çocuklar bir türlü gelişimini tamamlayıp tam not alamıyor öyle mi? MÜMKÜN MÜ? OLACAK İŞ Mİ? Şimdi sen bana söyle sevgili MEB, özel okulların not şişirmesinin önünü alabilmiş misin?

 

“GERİ DÖN” YASASI:

 

Herhalde son zamanlarda çıkan ve hoşuma giden (sigara yasaklarının genişletilmesine de çok sevindim) birkaç yasadan biri bu. Yurtdışındasınız ve oradan buraya sallayıp duruyorsunuz, devlet sizi “sen bi gelsene hele” diye çağırıyor. Gelmezsen de çat diye vatandaşlıktan atıyor. Şahane bir yasa bu ve açıkçası hızla uygulamaya geçilmesi için sabırsızlanıyorum. Biliyorsunuz en gıcık olduğum insan modelinden biri denizaşırı sallayanlar. Oraya atmış kendini bir benzin istasyonuna, burada bizi gömüyor… Çok kızıyorum bu tiplere oldum bittim. Şimdi yeni yasayla “ben nasılsa buradayım istediğim gibi sallarım” yok arkadaş. “Halkı ayrımcılığa, kin ve düşmanlığa” şeyedemezsin ordasın diye. Her şeyden önce bizim moralimizi bozamazsın. Bozuyo musun? Hah, biz seni şikayet ediyoruz ‘bu arkadaş ordan buraya sinirimizi bozuyor bizim’ diye, çağırıyorlar seni, diyorlar ki “senin söyleyecek sözün enteresan fikirlerin varmış, gel burada söyle bir de çayımızı içersin” üç ay da süre, üç ay içinde gelmiyorsan vatandaş değilsin. Bulunduğun yerde de resmi vatandaş değilsen artık sen düşün. Çok şahane oldu bu bence.

 

SİGARA YASASI:

Yeni yasayla artık “bu masada içilmiyor ama şu masada içiliyor” saçmalığı bitti. Harika bu. Lokantada oturuyorsunuz, o masa da bu masa da aynı ama! Kapalı mekandasınız, sigara kullanıcısı o masadaki insanlar soğukta kapının önünde sigara içmek istemiyorlar ve lokantada içip ailecek sizi de zehirlemeye karar veriyorlar. Garsona rica ediyorlar, garson hık-mık diyor, on lira bahşiş ve hooop sigaralar yakılıyor. Siz şikayet edince de garson size “o tarafta içiliyor” diyor. Böyleydi durum. Artık o taraf bu taraf yok. Yeni yasa “tek bir duvar dahi varsa yasak” diyerek son derece keskin bir şekilde kapalı mekanın tanımını yapıyor. Bu arada yine de uymayan mekanlar var tabi. Ben yeşil dedektör uygulamasını indirdim telefonuma onu kullanıyorum ve/veya 184’ü arayarak şikayet ediyorum ve biliyor musunuz? Hakikaten ekipler gelip ceza kesiyor. Sistem süper çalışıyor. Tabi siz şikayet edip, ekip gelip, ceza kesilene kadar milletin pis sigarası ciğerinize saçınıza, giysinize sinmiş oluyor. O da azalarak bitecek inşallah! Mekana ilk gidişte kesilen ceza 1800L. Aynı mekana ikinci kez giderlerse ceza katlanarak artıyor, 7180 L’ya kadar gidiyor.  Güzel.

 

KURAN KURSLARI, YATILI VAKIF EVLERİ:

Kuran kursunda dayak yiyen çocuğun videosunu izlemişsinizdir. Titredim izlerken, titredim. Ben hiç haz etmiyorum, desteklemiyorum ama yine de adil olmak adına tamam genellemeyelim, tamam… AMA… Sıklıkla bu yatılı kurslarda vakıf evlerinde yaşananlara dair kötü haberler görüyoruz değil mi? Benim tanıdığım bir dünya değil ama anladığım kadarıyla insanlar biraz da imkansızlıktan çocuklarını buralara gönderiyor. Para yok, pul yok, beş tane çocuk yapmışlar, bakamıyorlar, okutamıyorlar, buraya bırakıyorlar çocukları sonrası çoğunlukla hüzün. Benim anlamadığım şu; madem vatandaşın hali bu, daha da ‘doğurun, doğurmaya devam edin, siz yeter ki doğurun biz ananeye babanneye dayıya halaya da maaş verecez’ falan diye çocuk artışını coşturmaya çalışmak yerine, halihazırda doğmuş olanlara baksak daha iyi değil mi? Devletin kurumlarının yeterli sayıda ve imkanda olduğu noktada bu “bilmemne dayı evi”, “bilmemne amca kursu yatılı bilmemnesi” gibi yerlere gerek olmayacak. Devlet bunları kapatsın hatta, buralardaki çocukları da kendi yurtlarına alıp baksın madem. Olmuyor mu öyle? Devletin “doğurun doğurun” yapacağına doğmuş ama pelperişan olana sahip çıkmak gerekmez mi?

 

SOKAK HAYVANLARI:

Sokak hayvanlarına bakmaya çalışan güzel insanlar ve evrimsel gelişimini tamamlayamamışlar arasındaki geleneksel kış düelloları aynen devam ediyor. Yine bazılarımız soğuklarda sokakta yaşayan hayvanlar ölmesin diye bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ve yine bir garip canlı türü buna mani olmaya çalışıyor. Bu, insanlarla Zombiler arasındaki savaş gibi. Bize benziyorlar, bizden özellikler taşıyorlar ama bizim gibi değiller o yüzden anlaşamıyoruz. Kendimizi öldürtmeden sokak hayvanlarına yardımcı olmaya devam etmeye çalışalım. Çünkü gerçekten yazık o hayvancıklara ve gerçekten bizim insan kalabilmemize ihtiyaçları var.

 

Daha güzel haberler okuduğumuz güzel bir hafta dilerim.

Comments are closed.